Eğitim Öğretim İle İlgili Belgeler > Kitap Özetleri > Roman Özetleri

KUYUCAKLI YUSUF ÖZET (2) KİTAP ÖZETİ ROMAN ÖZETİ

 

Yazarı: Sabahattin ALİ

 

Romanın Konusu: 1903 senesinde Aydın’ın Kuyucak Köyü’nde ailesi eşkıyalar tarafından öldürülüp daha sonra Kaymakam Salahattin Bey tarafından evlatlık edinilen Yusuf’un başından geçen olaylar anlatılmaktadır.

 

Romanın Kahramanları, Kişileri, Şahıs Kadrosu:

 

Yusuf: Kimsesiz, fakir bir halk çocuğudur. Küçük yaşlar­da ailesini kaybetmiştir. Sert, haşin, insanlara çok güvenmeyen cesur bir kişidir. Muazzez'i sevmektedir.

 

Muazzez: Kaymakamın kızı, Yusuf'un karışıdır. Kendi hâlinde, iyi niyetli, sade bir kişidir.

 

Kaymakam: Muazzez'in babasıdır. Ailesine düşkün, sa­mimi, sevecen, babayiğit, şefkatli, merhametli bir kişidir.

 

Şahende Hanım: Romanda kötülüğü simgeler. Kay­makamın karışıdır. Kin, nefret dolu, kötü yürekli, ahlaksız bir kadındır.

 

Şakir: Kasabanın külhanbeyidir. Her dediğini yaptıran, kabadayı, ahlaksız, kötü bir karakteri vardır.

 

Romanın Özeti

 

Yusuf dokuz yaşındayken annesi ve babası bir eşkıya baskınında öldürülür. Ertesi gün kaymakam Salahattin Bey olayın meydana geldiği Aydın’ın Kuyucak Köyü’ne bir doktor ile birlikte tahkikata gider. Ailede tek canlı kalan Yusuf’tur. Kaymakam onu evlatlık edinir.

 

Kaymakamın karısı Şahinde bu durmdan hiç memmun değildir. Fakat bir müddet sonra kabullenmek zorunda kalır. Salahattin Bey’le sürekli kavga halindedir. Ondan kendisine akran muamelesi etmesini istemesi tatsızlıklara sebep olur. Yusuf eve geldiğinde Muazzez henüz yeni yürümeye başlamış bir bebektir. Annesi ve babası tarafından göremediği ilgiyi Yusuf’tan görmesi zamanla onu Yusuf’a bağlamıştır. Bu nedenle Yusuf’un sözünden çıkmaz.

 

 

Kaymakam Salahattin Bey’in bir müddet sonra Edremit ‘e tayini çıkar. Burada Yusuf on yaşına basınca mektebe gönderilir. Fakat mektep onu sıkar, onun okumaya meyli yoktur. Mahallelerindeki çocuklara ilk başlarda pek sokulmaz. Zamanla birkaç arkadaş edinir. Bunların başında Ali gelir. Kazımvasfi, İhsan ile de münasebet kurar. Buna rağmen ne yaparsa yapsın bu şehre bir türlü alışamaz. O bir müddet sonra mektepten de ayrılır.

 

Yusuf on dokuz yaşına geldiğinde Muazzez on üç yaşında bir çocuktur. Bir bayram günü Yusuf Muazzez’i de yanına alarak Ali ile birlikte bayram yerine giderler. Burada eylenmek için Muazzez ile Ali salıncağa biner. Yusuf ise onları seyretmeyi tercih eder. Aynı salıncağa bir ara İhsan ile Fabrikatör Hilmi Bey’in hovarda oğlu Şakir ‘de biner. O sırada Şakir sarhoştur. İçkinin de etkisiyle Şakir Muazzez’e taşkınlıkta bulunur. Başındaki oyalı yemeni çıkarır ve Muazzez’e fırlatır. Bu olay üzerine Yusuf ile Şakir’in aralarında ki sözlü münakaşa İhsan’ın engellemesine rağmen Yusuf’un Şakir’e yumruk atmasıyla son bulur. Hacı Etem’inde oraya gelir, Şakir’i olay yerinden uzaklaştırır.

 

Bu olaydan sonra Yusuf’a karşı arkadaşlarının münasebetleri değişmiştir. Çünkü Şakir’den korkmaktadırlar. Fakat Ali tehditlere rağmen Yusuf’tan vazgeçmez.

 

Ali bir gün her zaman ki gibi zamanını geçirmek için zeytinliğe gider. Burada gördüğü bir kadınla ve on iki yaşlarında bir kızla konuşmak ister. Onların önceden Şakir beylerde çalıştıklarını onlardan dayak yiyince boğaz tokluğuna burada çalışmak istediklerin öğrenir. Kadını çağırtarak onunla konuşur. Aslen Aydın’ın Çine ilçesindendirler. Bu nedenle Yusuf onları kendine yakın bulur. Kadın Yusuf’a Aydın’dan Edremit’e göç ettiklerinden sonra kocası onları terk ettiğini söyler.

 

Yusuf anlatılanlar karşısında onlara acır. Marketten aldığı bir miktar yiyecekle birlikte iş çıkışı onların Değirmenönü’ndeki evlerine gider. Kadın başlarından geçen olayları ayrıntısıyla anlatır. Kocası onları terk ettikten sonra kendisinin ve kızı Kübra’nın çektikleri sıkıntılardan, komşuları pabuçcu Yunus Ağa’nın aracılığıyla Hilmi Beyler’in hizmetinde (bilgi yelpazesi.net) çalıştıkları anlardan bahseder. Bunları anlatırken Şakir’in en yakın arkadaşı Hacı Etem eve gelir. Yusuf’u burada görünce hayli şaşırır. Kadınla münakaşaya girerler. Birden Hacı Etem kadına tokat atınca Yusuf araya girer ve Hacı Etem tarafından bıçaklanır.

 

Şakir Yusuf’un kendisine attığı tokatın acısını halen unutmamıştır. Sürekli Yusuf öc almak için fırsat kollamaktadır. Bir kış gecesi Avukat Hulusi Beyler’in evinde Salahattin Bey, Ceza Reisi, birkaç avukat eğlenmek için toplanırlar. Bir ara Hulusi Beyler’le çok samimiyeti olmadığı halde Hilmi Bey Hacı Etem ile birlikte bu toplantıya katılır. Hilmi Bey’in ısrarı üzerine İçki masası kaldırılıp, kumar masası kurulur. Oyun sonunda Salahattin Bey en çok zararda olan kişidir. Bütün parayı alan Hacı Etem olmuştur. Hulusi Bey ve diğerleri bu işte bir sakatlık olduğunu sezerler. Fakat ellerinden bir şey gelmez. Salahattin Bey, Hilmi Bey’e üç yüz yirmi lira borçlanır.

 

Ertesi günde borçlandığına dair bir imza atmak zorunda kalır. Akşam işten eve döndüğünde ise Şahinde’den Hilmi Beyler’in Muazzez’e görücü geldiklerini öğrenir. Hilmi Bey önce Salahattin Bey’in elini ayağını bağlayıp sonra Muazzez’i istemeye gelmiştir. Çünkü Şakir gibi birine kimsenin kızını vermek istemeyeceğini bilir. Salahattin Bey bir kızgınlık yapar diye Yusuf’a haber vermez.

 

Birkaç gün sonra Kübra ile anası tarafından Yusuf yaralı olarak eve getirilir. Fakat evdekilere gece Yusuf’un, Kübra’nın babasına benzetilip bıçaklandığını söylerler. Zamanla Kübra ile annesi Salahattin Beyler’in hizmetçisi durumuna gelirler. Muazzez eve gelen Kübra’ya pek yakın davranmaz. İkisi de birbirlerine karşı soğukturlar. Pek bir araya gelmezler.

 

Yusuf Muazzez’den Hilmi Beyler’in onu istemeye geldiklerini öğrenir. Şakir tokatın acısını çıkarmak için, Muazzez’i elde etmeye yeminlidir. Yusuf, Salahattin Bey bu konuyu açmadan herhangi bir yorumda bulunmaz. Salahattin Bey, bir gün Şakir’in artık uslandığından kızını ona vermeye niyetli olduğundan bahseder. Yusuf, Şakir’in nasıl birisi olduğunu kaymakama ispatlamak için onu Kübra ile annesinin yanına götürür. Hilmi Beyler’i onların ağzında dinlemesini ister. Kübra, Şakir ile Hilmi Bey’in kendisine sarkıntılık ettiğini ve bu esnada da Hacı Etem’in onlara dışarıda gözcülük ettiğini olayı anlatır. Fakat bu olayı şimdiye kadar kimseye anlatmamışlardır. Çünkü Hilmi Beyler’e kimsenin gücü yetmeyeceğini bilirler.

 

Yusuf, kaymakamın bu zor durumdan kurtulması için çözüm yolları arar fakat elinden bir şey gelmez. Bir gün Ali’ye olanları anlatır. O da Muazzez’i sevdiğini, ona talip olduğunu, kaymakamın Hilmi Beyler’e olan borcunu da anneannesinden alıp kapatabileceğini söyler ve ondan cevap bekler. Ertesi gün Yusuf, Ali’ye babasının bunu kabul ettiğini, annesinin gönülsüz olduğunu söyler, Muazzez’in ise ne düşündüğünü belirtmez. Ali’den paraları alıp Hacı Etem’e teslim eder.

 

Yusuf, Muazzez’e durumu açınca Muazzez karşı çıkar. Ne Şakir ne de Ali’yi istemediğini söyler. Yusuf’u istediğini bakışlarıyla ona anlatır. Yusuf’ta Muazzez’i istemektedir. Muazzez’siz yapamayacağını bilir fakat elinden bir şey gelmez. Bu olaydan sonra Yusuf mümkün olduğunca Muazzez ile bir araya gelmek istemez,ona karşı soğuk davranmaya, hatta artık eve de az uğramaya başlar. Muazzez’e karşı hisleri çok farklıdır fakat bunları gizlemek zorundadır. Bunun üzerine Muazzez de Ali’yi kabullenmek zorunda kalır.

 

Bir gün Ali Hacı Rıfat’ın İhsan’ın düğününe gider. Ali’nin Muazzez ile münasebetini duymuş olan Şakir de buradadır. Aynı zamanda sarhoştur. Ali düğünde Şakir tarafından vurulur. Onun başına toplanan halk candarmayı görünce dağılır. Candarma şahit yazmak için dört beş kişiyi ancak alı koyar. Şahitlerden biri Haacı Etem’dir. Diğerleri ise başlarına bir iş gelmesinden korkan yabancı şahsiyetlerdir. Şakir ifade verecek durumda değildir. Çünkü sarhoştur.

 

Hazı Etem Cemal Çavuş’a bir miktar para vererek olayı kapatmasının ister. Şakir kullanmış olduğu tabancayıda başka bir tabanca ile değiştirir, çavuşa uzatır. Ali’nin ölümünün bir kaza eseri olduğuna onu ikna eder. Diğer şahitlere de birer sigara verir ve onlardan çavuşa bir şey bilmediklerini söylemelerini ister.

 

Koca Reis (Ağır Ceza Reisi), Şakir’in suçlu olduğu halde elinde delili olmadığı için onu serbest bırakmak zorunda kalır. Şakir’in avukatı Hami Bey gerçekleri bildiği halde yalanlarla Şakir’i savunur. Şakir, Şerif Efendi’nin çabalarına rağmen sonunda serbest bırakılır, beraat kararı çıkar. Zaten Hilmi Bey gibi sözü geçen zengin birinin oğlu olan Şakir’in hapiste yatmasını kimse aklına getirmez.

 

Kaymakam Bey’in ailesi bu olaya karışacak durumda değillerdir. Salahattin Bey’de kalp hastalığı ortaya çıkmıştır. Yusuf’un kaçak tavırları, Muazzez’in durgunluğu, Şahinde’nin dırdırları onu bunaltmıştır. Yusuf’tan Ali’nin olayına karışmaması için ricada bulunur. Salahattin Bey’i düşündüren konu kendisi öldükten sonra Muazzez’in ne olacağıdır. Kızını bir an önce münasip biriyle evlendirmek ister.

 

Ali’nin ölümüyle Şahinde kızını artık bir bakkal ile evlendirmeyeceğinden,hatta Yusuf’ta Muazzez’in evde kaldığına sevinmektedir. Aynı şekilde hatta Muazzez de sevmediği biriyle evlenmeyeceğinden memnundur. Kübra olayında haberi olmayan Şahinde ise Muazzez’i Şakir’le evlendirme taraftarıdır. Bu arada Yusuf’un Muazzez’e karşı soğuk davranışları devam etmektedir. Çünkü Muazzez’e kendine dönek birimiş gibi tanıtmak istemez. Aynı zamanda kendisini Ali’nin ölümüne karşı müşkül durumda hissetmektedir.

 

Şahinde her zamanki gibi gezmelerden ahbap ziyaretlerinden geri kalmamaktadır. Hatta Hilmi Bey’lere bile gitmektedir. Kızı Muazzez’i bile istemediği halde zorla yanında götürür. Fakat bundan ne Yusuf’un ne de Kaymakamın haberi vardır.

 

Yine böyle Şahinde’nin gezmeye gittiği sırada Yusuf, evde ayrılırken Muazzez’e neden annesi ile gitmediğini sorar. Ondan “canım istemedi ama belki bir gün canım isteyecek “cevabını alır. Yolda bu cevabı kafasına takar. Cevabı öğrenmek için eve geri döner. Fakat Muazzez’i evde bulamaz. Kübra ile annesinden Şahinde ile birlikte Hilmi Beyler’e gittiğini öğrenir. Kübra’nın yalvarmalarına rağmen Hilmi Beyler’e gitmekten geri kalmaz. Bunun üzerine Kübra ile annesi evi terk ederler.

 

Yusuf Hilmi Beyler’e giderken arabacıdan bir araba kiralar. Evin bahçesinde Muazzez ile Meliha’nın bahçede üzüm yediklerini görür. Kadınlar ise evdedirler. Yavaşça Muazzez’e çağırır onunla birlikte yola koyulur. Meliha, Muazzez geri gelmeyince durumu Şahinde’ye haber verir. Şahinde de kocasına bir şey olduğunu sanarak evin yolunu tutar. Fakat evde kimseyi bulamaz. Bir komşunun uyarmasıyla Kübra ile annesinin pencere önüne bıraktığı anahtarla içeri girer. Akşama doğru kaymakam eve gelir. Olanları karısından öğrenince candarmaya haber verir.

 

Yusuf ile Muazzez, Kozak civarındaki tahtacı köyünde barınmaktadırlar. Yusuf, onları barındıran kişiden arabayı sahibine teslim etmesini ve kaymakama durumu haber vermesini ister. Bunun üzerine köylü arabayı teslim etmek ve kaymakama haber vermek için yola çıkar. Yolda arabasını tanıyan arabacının bağırmasıyla candarma köylüyü yakalar. Köylü niyetini anlatarak arabacıya arabasını teslim edip, borcu öder. Kaymakama da Yusuf ile Muazzez’in nikahlandığını söyler. Kaymakamın ısrarlarına dayanamayan köylü onu Yusuf ile Muazzez’in yanına götürür. Salahattin Bey, onları Edremit’e geri getirir, ardından bir düğün yapar. Kızının Yusuf ile evlenmesinden memnundur. Şahinde ise bu durumu bir felaket olarak görmektedir. Evde kızı ve damadıyla mecbur olmadıkça konuşmaz.

 

Yusuf halâ boş ve işsiz gezmektedir. Bundan dolayı da son derece huzursuzdur. Salahattin Bey, damadını kendi yanına kaymakamlığa tahrirat kâtibi olarak tayin ettirir. Odasında bulunan iki yaşlı adam Hasip Efendi ve Nuri Efendi ona bu konuda yardımcı olurlar. Zaten fazla iş yoktur. Akşama kadar masa başında oturarak vakit geçirirler. Yusuf ilk başlarda bu boşluktan rahatsız olsa bile zamanla alışır. Yusuf’un memur olduğu haftası seferberlik ilan edilir, harp vardır. Annesi babası öldürülürken eşkıyalarla mücadelesi sonucu şahadet parmağının yanında derin bir yara izi olması sebebiyle silâh altına alınmaz.

 

Şahinde bir akşam rahatsızlanan komşusunun yanına gider. O sırada Salahattin Bey’de rahatsızlanır. Yusuf’da doktor çağırmak için dışarı çıkar. Muazzez evde babasıyla tek başına kalır. Elinden bir şey gelmez. Salahattin Bey ölür. Onun ölümüne ailesi kadar kasaba halkı da çok üzülür. Artık Yusuf hayatta tek başına ayakta durmaya mecburdur.

 

Kasabaya İzzet Bey isminde genç bir kaymakam tayin edilir. Eğlenceye düşkün biridir. Kısa sürede Şakir Beyler’le ahbaplık kurar. Bir müddet sonra kâtiplik işini Yusuf’a göre olmadığını elindeki yarayı bahane ederek onu süvari tahsildarı yapar. Kâtiplikten aldığı maaşıda verir. Yusuf’a karşı İzzet Bey’den kötü bir tavır bekledikleri halde kimse bu durumda bir fenalık görmez. Karısı Yusuf çalışmaya gidince yalnız kalacaktır. Fakat başka bir çözüm yolu yoktur. Evi geçindirmek için mecburen yeni kaymakama boyun eğmek ve çalışmak zorundadır. İşe başladıktan sonra bazen on gün bile evine uğramadığı olur. Zamanını çoğunlukla köylerde geçirir. Evde eskisi kadar bolluk yoktur. Bu durum Şahinde’nin canını sıkmaktadır. Kızıyla hemen hemen hiç konuşmaz.

 

Evde ikinci planda kalmaktan dolayı memnun değildir. Yusuf’a ve kızına karşı tavır takınır. Bir süre sonra Muazzez ile annesi aralarında anlaşma yaparlar. Annesinin Yusuf’a iyi davranması karşılığında onunla eski alışkanlıkları olan gezmelere gitmeyi kabul eder. Hilmi Beyler bile sık sık gidilen yerler arasına girer. İlk başlarda kadınlar arasında olan ziyaretlere zamanla erkekler de katılır. Hilmi Bey ve Şakir, Şahinde tarafından bazı akşamlar akşam yemeklerine davet edilirler. Birlikte geç vakitlere kadar eğlenirler. İlk günlerde Muazzez biraz şaşkındır fakat zamanla bu duruma alışır. Artık evlerindeki yiyecek içecek sıkıntısı da azalmıştır. Bunun karşılığında Şahinde artık (bilgi yelpazesi.net) Yusuf’a karşı daha iyi davranmaktadır. Muazzez ise Yusuf’u imkansızlık içinde bırakmadığından dolayı yaptıklarının kötü olmadığını düşünür. Zamanla yapılan ziyaretlerde rakıda görülmeye başlar. Daha önce alkole alışık olmayan Muazzez ısrarlarla rakıya da alışır. Yusuf evde görülen değişikliklere rağmen ilk başlarda durumu kavrayamaz.

 

Bir akşam Şakir Beyler Şahindeler’e yanlarında yeni kaymakam İzzet Bey’i de götürürler. O da daimi misafirler arasına girer. İçkiler içilir. İzzet Bey, içkinin verdiği sarhoşlukla yine sarhoş olan Muazzez ‘e sarkıntılık eder. Bunun üzerine Muazzez ortamdan ayrılıp odasına yatmaya gider. Bu tür olaylara artık sık sık rastlamaya başlar. Bir müddet sonra Muazzez’in kollarında bilezikler görülür. Yusuf bunların farkına varır; ona annesinin eskiden kalmış bilezikleri olduğunu söyler. Yine buna benzer bi rçok yalan ard arda gelir. Muazzez çıkmaza doğru sürüklenmektedir. Bunu kendisi de farkındadır. Onu Yusuf’tan başka kimsenin kurtaramayacağını bilir fakat ona gerçekleri söyleme cesaretini kendinde bulamaz.

 

Edremit’e yayılan dedikodulara rağmen Yusuf olanların farkına varmaz. Alemlere Şakir’in annesi ailesinin itibarını düşündüğü için katılmamaya başlar. Şakir bu durumdan çok memnundur. Yusuf’tan yediği yumruğun acısını çıkarmıştır. Şahinde yaptıklarından asla pişmanlık duymaz. Çünkü ona göre yaptıkları kızının rahatı içindir. Yaşananların mesuliyetini Yusuf ile ölen kocasına atar.

 

Yusuf evlerindeki eğlencenin ertesi günü eve gelir. Karısını odasında uyurken fena bir şekilde görür. Muazzez’in yüzü gözü solgun, Kendinden geçmiş haldedir. Bir takım şeylerin farkına varır fakat şüphelendiğini Muazzez’e belli etmez; çünkü onu suçsuz görür. Evde fena olaylar varsa bunun Şahinde’nin suçu olduğunu düşünür. Hatta Şahinde’yi Muazzez’i yoldan çıkarmaması için tehdit bile eder. Evdeki bollluğun kaynağını sorar.

 

Şahinde’nin İzzet Bey’in kendilerine hükümetten yardım ettirdiğini söyleyince iyice şüphelenir. Bir hafta izin alarak işe gitmez evde bulunduğu müddet içinde Şahindeler’in Hilmi Beyler’le tekrar münasebete geçtiklerinin farkına varır. Sakin düşünerek çareler arar. Fakat bir türlü bulamaz. Adeta eli kolu bağlanmıştır. Şahinde’yi tehdit etmek bir işe yaramayacaktır. İşini terk ederek Muazzez’i alıp kimsenin bulamayacağı uzak yerlere gitmek ise imkansızdır.

 

İzni bitince istemeyerekte olsa tekrar iş başına döner. Köylere giderken gözü arkada kalmıştır. Sürekli Muazzez ‘i evde bıraktığı için pişmanlık duyar. Gittiği köyde biraz durduktan sonra dayanamayıp eve geri döner. O sırada evde yine eğlence vardır. Hilmi Bey, İzzet Bey, Şahinde, Muazzez, Şakir, Hacı Etem, Kadri Bey hep birlikte bir odadadırlar. Kadir Bey’in Muazzez’i öpmeye çalıştığını görür. Muazzez de buna karşı koymaya çalışmaktadır. Yusuf odayı bu şekilde görünce dayanamayıp elindeki meşin kırbaçla rastgele masa etrafındakilere vurmaya başlar. Kırbaç lambaya çarpınca ortalık kararır.

 

Şakir tabancası ile ateş etmeye başlayınca Yusuf bu sefer tabancasına sarılır. Yine rastgele ateş etmeye başlar. Odada artık sessizlik vardır. Bir müddet sonra Muazzez’in sesini duyar. Onu da yanına alarak arabasıyla bulundukları yerden uzaklaşır. Muazzez yolda yaralı olduğunu söyler. Atlar yorulunca bir yerde istirahate çekilirler. Hava aydınlanmaya başlayınca Yusuf yola çıkmak için Muazzez ‘i uyandırmaya çalışır. Fakat Muazzez ölmüştür. Yusuf kendi elleriyle kazdığı topraga onu gömer ve arabasıyla kötü günler geçirdiği kendisini yabancı hissettiği Edremit’e geri dönmeyip tek başına uzaklara doğru yol alır. Böylece roman ölümle başlayıp, yine ölümle sona ermiştir.

 

Romanın Ana Fikri:

 

Ekonomik güce sahip olan insanlar aynı zamanda toplumsal gücede sahiptirler. Dünyayı doyuma ulaşılmayan bir yer haline getiren bu egemenler toplumun diğer fertlerini ezerler. Ekonomik güce sahip olmayanların kötüye gidişi onların suçudur. Ailesi eşkiyalar tarafından

 

Roman İle İlgili Değerlendirme:

 

Tanzimattan 1950’lere kadarki Türk romanımızın ana sorununu batılılaşma oluşturuyordu. Yazarlarımız içinde bulunduğu toplumun aynası olmaya çalışmıyor, toplumu sorgulamıyorlardı. Buradan da anlaşılacağı üzere halk, ezilen köylü, işçi sınıfını konu alan eserlere 1950’li yıllardan sonra görebiliyoruz. İşte Kuyucaklı Yusuf bu konuları içine alan onları inceleyen ilk kitap olması dolayısıyla önemlidir. Kuyucaklı Yusuf’ta bir yanda eşraf bürokrasi, zengin kesim bir yanda da ezilen halk bulunmaktadır. Kuyucaklı Yusuf eserin adından da anlaşılacağı üzere Yusuf’un öyküsüdür.

 

Sosyal açıdan Yusuf içinde bulunduğu kent toplumuna kendini yabancı hisseder; yalnız ve mutsuzdur. İstediği tek şey Muazzez ile birleşmektir. Elverişsiz koşullara ve kişilere karşın Muazzez ile evlenmeyi başarır. Aynı koşullar ve kişiler yüzünden karısı ölür. Buradaki durum yoksulluk, yalnızlık içinde kıvranan Yusuf ile Muazzez bir yandan da Şakir ile Hakkı Ethem, Kaymakam gibi (bilgi yelpazesi.net) zengin, şehvet düşkünü insanlar arasında geçiyor. Yani romanın iki tane toplumsal açıdan incelenecek yönü vardır. Birincisi Yusuf ile Muazzez’in aşkı, ikincisi ise bu aşkın geçtiği elverişsiz ortam. Kuyucaklı Yusuf bu yönleri ile incelersek toplumsal açıdan tamamen topluma ayna tutmuş şekilde bir gerçeklik arz etmektedir.

 

Kuyucaklı Yusuf gerçekleri topluma ışık tutan, toplumdaki olaylarla örtüşen, şekli dışında romantizmden de etkilenmiştir. Çünkü eserin içeriğini oluşturan toplum hayatı, toplumu oluşturan bireylerin birbirine karşı beslediği planlar, kasaba gerçeğine romantik bir anlayışla bakılmıştır. Yani Kuyucaklı Yusuf’ta realite ve romantizm sanıldığı kadar birbirindne uzak değildir. Eser toplumu ilgilendirmesi, topluma ışık tutması dolayısıyla bakıldığı zaman toplumdaki çarpıklıkları da gözler önüne seriyor. Örneğin; Şehir, doğa-yapay insan, doğal insan-masumiyet, yozlaşmak, şehvet, aşk. Eser incelendiğinde iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci kısım Yusuf çocukluk yıllarını anlatan kısımdır. İkinci kısım ise Yusuf’un Şakir ile çatışmasını Muazzez ile evlenmesini ve yusuf’un yaşadığı sıkıntılarını için ealan kısımdır. Kuyucaklı Yusuf’u dini açıdan değerlendirecek olursak aşağıdaki metni incelemek zorunda kalırız.

 

“Bu alevi köylerinin daha geniş mezhepli, daha temiz ve daha samimi olduğunu ona uzun memuriyet seneleri öğretmişti. Nahiye ve köyleri dolaşmaya çıktığı zamanlar buralarda kalmayı tercih ederdi. İsmail “Acı bir su getireyim mi?” diyinceye kadar bir “Kızılbaş” köyünde olduğunu nasıl fark etmediğine şaştı.”

 

Yazarın yaptığı en büyük hata olarak şunu söyleyebilirim ki; yazar eserin içine kendi ideolojik anlayışını katması, kendi ideolojik anlayışının ortaya çıkardığı insan proto tipinin daha temiz daha saf, daha iyi olduğunu söylemesi yazarın hatası olarak değerlendirebiliriz. Çünkü yapıtla eserleri belli bir kesime ışık tutup o topluma ayna tutabilir. Yalnız büyük eserler evrensel boyutta değerlendirildiği ve yapıldıkları sürece değer kazanırlar. Belli bir ideolojik anlayışın esiri olmuş kitaplar klasik bir eser olma özelliği kazanamazlar.

 

Aşağıda yazarın bir yanlışı daha göze çarpıyor ki dikkatle metni inceleyeceğiz:

 

“İkisi de akşama kadar masa başında uyumak, öğle ve ikindi namazı kılmak suretiyle vakit geçirmişlerdi. Yusuf onların omuzlarında, havlu ve çıplak ayaklarında nalın, iki kolları sıvalı, aptes almaya gittikleri ve pembe,çıplak ayaklarıyla kirli bir seccadenin üstünde yatıp kalktıklarını tekrar görür gibi oldu. Kendisi için böyle bir hayat tasavvur etmek korkunçtu.”

 

Burada yazar doğrudan olmasa da dolaylı olarak olmasa da günün beş vakti namaz kılmanın düşünülemeyeceğini söylemek istiyor. Doğrudan söyleyemediği için dolaylı olarak çevrenin kirliliğinden, uyuklamalarından bahsediyor. Ancak gerçek mevzu bahis konusu olan olay namazkılmasıdır. Aşağıdaki metinde toplumun bütün renklerini bir arada bize görmek nasip olacak.

“Şakir’in kendine benzeyenlerden ibaret bir partisi vardı. Ne candarma ne hükümet bunlara karışmazdı. Çünkü parayı bolca oynatıyorlardı.

 

Bu grubun ekseriyetini yaşlıca hovardalar teşkil ederdi. Bunlar paralarını burada şurada yiyip bitirdikten sonra şimdi, bu husustaki şöhret ve tecrübelerinden ve aralarına katılan ve daha ellerinde yiyecek paraları bulunan delikanlıların sahavetlerinden istifade edip geçiniyorlardı..

 

Şehrin iyi aileleri arasında bile bunların istedikleri zaman alamayacakları kız yoktu. Adeta bütün eşraf aileleri arasında ezelden beri mevcut değişmez bir mukavele vardı ve buna, harici şeklin değişmesine, vaziyetin tamamen başka olmasına rağmen, daima riayet ediliyordu. Bunun için bunların herhangi bir talebini reddetmek akla gelmez ve 15-16 yaşlarında temiz, güzel kızcağızlar bu saçı burırmaya başlamış, manen ve maddeten çürümüş on parasız sefillerin kucağına atılırdı. Ekserisi pis bir tahin hastalıklara malul olan bu heriflerin evleri bundan sonra dışarıdan pek belli olmayan ve şiddetle saklanan faciaların yuvası olurdu. Şehrin kızlarını bu felaketten bir an olsun korumayan bu adamların, …pular arasında yaşayarak evlenme arzusunu pek seyrek duymaları ve daha bu hayattan yorulup kız istemeye vakit kalmadan ya bir tabanca kurşunu ile yahut da bir hastalık neticesinde etmeleriydi.”

 

Bu olaylar zinciri içerisinde aslında arayacak, sorup soruşturacak bir olay bulamıyorum. Çünkü her şey ayan beyan ortadadır. Burada da yinelendiği gibi günümüzde de yaşadığımız gibi “Ne candarma, ne hükümet onlara karışmazdı, çünkü bolca para oynatıyorlardı.” Rüşvet, iltimas, yolsuzluk yani toplumun tüm kanayan yaraları burada ortaya çıkıyor. Aile hayatının nasıl bozulduğunu dost (metres) hayatının yaşanmaya başladığı bir nevi Türk toplumunun kendi örf, adet, gelenek görenek ananelerinden uzaklaştığı da ortaya koyulmaktadır. Evlilik olayına da burada değinmek istiyorum. Günümüzün, geleceğimizin ve geçmişimizin en büyük sorunlarından birisi olmuş olan evlilik her devirde aynı olaylar üzerinde iştigal etmektedir. Bir yanda yaşlı, zengin, hovarda damat, bir yanda masum genç kız. İşte bu çelişki sürekli bir döngü haline gelmiş bir realitedir.

 

Eserde bakıldığı zaman yine Selahattin Bey’in evlatlığı, damadı Yusuf’u devlet kirasına işe alırken gösterdiği iltimas da gözlerden kaçmıyor. Okuma-yazmabilmiyor, o işten anlamıyor ancak Kaymakamın evlatlığı olması her şeyi örtbas etmeye yetiyor.

 

Eserde içinde bulunduğu toplumun idari-siyasi yapısını görmek mümkündür. Kaymakamın toplum tarafından saygı gören, söylevleri dikkatle dinlenen dolayısıyla halkın içinde bulunan devlete olan saygı ve sevgi kavramını ortaya çıkarabiliriz. Yine eserde (bilgi yelpazesi.net) idari işlerin işleniş şekli anlatıldığında devlet kadrolarındaki lüzumsuz, aşırı derecede fazla olan işçi sayısı, tembellik kavramları ortaya çıkıyor. Eser toplumun tüm kurumlarını, toplumda süregelen değişik traji komik olayları göstermesiyle kaynak niteliğinde bir kitaptır. 1935’li yılların yapısı bu kitaptan çıkararak mümkün olacaktır.

 

Yusuf işaret ettiğimiz aksaklıklara karşın yine de kuşkusuz Türk romanı için yeni ve ilginç bir kahramandır. Onu ilginç kılan yalnızca topluma karşı ters düşmüş, kendini toplumun dışında, belli bir toplumsal yapının yarattığı değerleri ve görüşleri aşmak istemedir. Bu bakımdan düzenle uzlaşamayan kahramanlar tipinin de ilk örneği olması da ilgi çekicidir.

 

İlk verdiğimiz örnekte eşraf sınıfını, o zamandaki idari-siyasi olayların nasıl geliştiğini anlatırken “Ne candarma, ne hükümet bunlara karışmadı. Çünkü parayı bolca oynatırlardı.” Cümlesiyle başlamıştı işe. Yani ikinci bir örnek ile bir takım olanlarında göreni, memleketi asıl idareleri altında bulunduran eşrafı, bu paraya dayanan gücü belirtmektedir. Örneğin; Şakir, babasının yardımıyla evlerinde çalışan Kübra’nın zorla ırzına geçer, ama ne kız ne anası bir şey yapamaz. Kadın, onlardan hesap sormaya kimsenin gücü yetemeyeceğini söylediği zaman Kaymakam Bey “Benim kudretim yeter.” Diyecek gibi olur ama bunu laf olsun söylemek bile içinden gelmez. Yine İhsan’ın düğünde herkesin gözü önünde Ali’yi vuran Şakir, jandarmaya yedirilen rüşvetle ve tanıklara yapılan baskı sonucu mahkemeden beraat eder.

 

Bu örnekleri vermem sebebim işte bu tür olayların yıllardan beri süregelmesidir. Kişiler değişiyor, olaylar değişiyor ama kurumlar hep aynı kalıyor. Bu çarpık zihniyet yüzünden ne Kübra’lar, ne Ali’ler feda ettik bu vatan için. “KUYUCAKLI YUSUF” un toplumun bu kanayan yaralarına değinmesi ve ortaya atması yönüyle, eserde hiçbir batı hayranlığı etkisinin görülmemesiyle, sade ve basit anlatımıyla çok önemli bir şaheserdir.

 

Eksik olan bir yönü de yazar dini inançlarını eserin içinde kullanırken aşırıya kaçmıştır. Diğer inanca sahip olan insanları değerlendirirken nesnel davranmayı başaramamıştır. Her şeye rağmen ezilen halkı, köylüyü anlatması içinde batı hayranlığından hiçbir etki almamasıyla ilk roman özelliği taşır.



“ROMAN ÖZETLERİ ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

“KİTAP ÖZETLERİ ”
SAYFASINI GÖRMEK İSTERSENİZ

>>>TIKLAYIN<<<

“EĞİTİM ÖĞRETİM İLE İLGİLİ BELGELER ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

EKLEMEK İSTEDİKLERİNİZ VARSA AŞAĞIDAKİ "Yorum Yaz" kısmına ekleyebilirsiniz.


Yorumlar

...

21. **Yorum**
->Yorumu: çok iyi bir özet olmuş grasyas:) 
->Yazan: melek

20. **Yorum**
->Yorumu: Çok güzel de doğruu dimi
->Yazan: naz

19. **Yorum**
->Yorumu: çok iyi çok çook :))
->Yazan: ggg..

18. **Yorum**
->Yorumu: cok tessekkurler suer olmus cok işime yaradı 
->Yazan: beyza.

17. **Yorum**
->Yorumu: çok işime yaradı tşkrler :D
->Yazan: mira sarrafoğlu.

16. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel ama biraz uzun olmuş sağolun 
->Yazan: melih.

15. **Yorum**
->Yorumu: kitap yerine özetini okumayı tercih ederim
->Yazan: hatice.

14. **Yorum**
->Yorumu: bu ozeti kim yazdıysa tesekkurler sitete cok iyi:) 
->Yazan: beyzanur..

13. **Yorum**
->Yorumu: bu temayi 30 dk dir arayordum kim hazirladiysa tesekkurler
->Yazan: Akin Can (Btal).

12. **Yorum**
->Yorumu: Kitabı okumadım özeti okudum inş. iyi puan alırım :D
->Yazan: OĞUZHAN.

11. **Yorum**
->Yorumu: Sınav ıcın cok önemliydi teşekkür ederim :) Sınavda 30 puan garanti inşallah
->Yazan: Yiğit.

->Yazan   : ipek
->Yorumu: gercekten cok guzel bi roman sinav icinde yararli olur insallah tesekkurler.....

->Yazan   : ayse
->Yorumu: çok tesekurler sinava yardimci olacagindan eminim :)))))).

->Yazan   : BUSE
->Yorumu: Çok güzel kitapti özeti yzanin eline sagli çok isime yaradi.

->Yazan   : elif büsra
->Yorumu: bu kitap çok gzel ya ayrica çok gzel olmss tsk.umarm sinav kolay olur kolay srular çikar a.r.o sizden.

->Yazan   : deniz
->Yorumu: cok süper bir kitap hazirlamisiniz hepinize tesekkür ederim saygilar sunarim.

->Yazan   : nur
->Yorumu: çokk qüzeL roman , ktü sonla bItmeseydi keske ,.

->Yazan : IPEK
->Yorumu: ÇOK GÜZEL OLMUS ELLERINIZE SAGLIK.

->Yazan : Fero
->Yorumu: Süper olmus cok begendim elinize sagliK Tsk... .d.

->Yazan : ziLan
->Yorumu: Özet için çook tskRLer... :) Çook iSime yaRadi. SaoLun :) :).

>Yazan: AYHAN
>Yorum:
ÇOK TESEKKÜR EDERIM ÇOK ISIME YARADI .

>>>YORUM YAZ<<<
Not: Yorum Yaz Bölümünden Yazılar Da Gönderebilirsiniz. Yazıyı belgenizden kopyalayıp
aşağıdaki
Yorumunuz Kutucuğu'na yapıştırmanız yeterli...

 Adınız:
 Yorumunuz :


Yorumunuzda Silmek istediğiniz kelime veya cümle varsa kelimeyi fare ile seçin
ve
delete tuşuna basın...

 


Eklediğiniz yorumlar/yazılar onaylandıktan sonra siteye eklenecektir.

 E Mail
(Zorunlu Değil):


OOO! BU YAZILAR DA ÇOK BEĞENİLMİŞ BİR GÖZ AT!!!


 
 

<<<TELİF HAKKI KONUSU (ALTTAKİ KAYAN YAZI) LÜTFEN OKUYUNUZ !.>>>

...Degerli Ziyaretçilerimiz... Sitemizde sizler için hazirladigimiz binlerce yazi bulunmaktadir... Hassas davranmamiza karsin gözümüzden kaçan bazi yazilar telif hakkiyla korunuyor olabilir... Telif Hakkiyla korunan yazilarla karsilasirsaniz (KAYNAK GÖSTERMENIZ SARTIYLA) yazilarin altindaki YORUM YAZ kismina bildirmenizi rica ederiz... Bu tür yazilar derhal siteden kaldirilacaktir... Saygilarimizla ... Bilgiyelpazesi Ekibi...

Eğitim Öğretim Tüm Konular
Tiyatro Oyunları, Skeçler, Piyesler
Çocuk Şarkıları - Şarkı Sözleri
Kitap Özetleri
Belirli Gün ve Haftalar Tüm Belgeler
Konu Anlatımlı Dersler
İlahiler, İlahi Sözleri
Rehberlik Köşesi Belgeler, Araştırmalar, Yazılar
Roman Özetleri
Soru Bankası, Test Soruları
Yazarların, Şairlerin Hayatı, Eserleri / Kitapları, Edebi Kişilikleri
Yazılı Soruları - Yazılı Arşivi
Atasözleri ve Özellikleri
Belirli Gün ve Haftalar Tüm Belgeler
Coğrafya Dersi Konu Anlatımlar - Testler - Yazılılar
Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi Dersi Yazılılar, Testler
Çeşitli Yazılar, Oradan Buradan
Çocuk Eğitimi
Çocuk Oyunları, Oyunlar
Çocuk Şarkıları - Şarkı Sözleri
Dede Korkut Hikayeleri, Özetleri, Özellikleri
Destan, Destanlarımız Ve Özellikleri
Dil İle Kültür Arasındaki İlişki, Dil Nedir, Kültür Nedir
Edebiyat Dersi Konu Anlatımlar - Test - Yazılı Soruları
Eğitim Bilimleri Dersi Konu Anlatımlar - Test Soruları
Enler Bölüm Bölüm
Fen Bilimleri Dersi Konu Anlatımlar - Testler - Yazılılar
Gelişim Ve Öğrenme Psikolojisi Dersi Konu Anlatımlar, Testler
Güzel Sözlerden Seçmeler, Özdeyişler, Vecizeler
Hazır Cevaplar
Hikayelerden Seçmeler
İllerimiz Ve İlçelerimiz Özellikleri Türkiye Tanıtımı
İlginç Ve Eğlenceli Bilgiler
İlkler Bölüm Bölüm
İngilizce Dersi Konu Anlatımlar - Test - Yazılı Soruları
İnkılap Tarihi Dersi Konu Anlatımlar - Testler - Yazılılar
İsimler Ve Anlamları
Karne Bilgileri Öğretmen Görüşü Örnekleri
Kitap Özetleri
Konu Anlatımlı Dersler
Maniler, Manilerimiz
Masallardan Seçmeler
Matematik Dersi Konu Anlatımlar - Test - Yazılı Soruları
Meslek Tanıtımları, Meslek Seçimi, Özellikleri
Mesnevi'den Hikayeler
Muhasebe Dersi Konu Anlatımlar - Test - Yazılı Soruları
Ninni Ninni Ninniler, Ninnilerden Seçmeler
Pratik Bilgiler
Rehberlik Köşesi Belgeler, Araştırmalar, Yazılar
Roman Özetleri
Sayışmaca - Sayışmacalar, Sayışmacalardan Seçmeler
Sizin Gönderdikleriniz
Soru Bankası, Test Soruları
Sözlük Türkçe - İngilizce - Almanca
Şiir Koleksiyonu - Seçme Güzel Şiirler
Tarih Dersi Konu Anlatımlar - Test - Yazılı Soruları
TC İnkılap Tarihi Dersi Konu Anlatımlar - Testler - Yazılılar
Tekerleme - Tekerlemeler, Tekerlemelerden Seçmeler
Tiyatro Oyunları, Skeçler , Piyesler
Türkçe Dersi Konu Anlatımlar - Test Soruları
Türküler, Türkü Sözleri, Türkülerimiz
Uluslararası İlişkiler Ve Politika Konu Anlatımlar
Vatandaşlık, Anayasa, İnsan Hakları Konu Anlatımlar - Testler - Yazılılar
Yazarların, Şairlerin Hayatı, Eserleri / Kitapları, Edebi Kişilikleri
Yazılı Soruları - Yazılı Arşivi 
Devamını Göster >>>
 

EĞİTİM ÖĞRETİM BİLGİLER

KONU ANLATIMLI DERS

YAZILI SORU ARŞİVİ

SORU BANKALARI TESTLER

REHBERLİK KÖŞEMİZ

EĞLENCELİ PAYLAŞIMLAR

BİLGİSAYAR OYUNLARI

YEMEK TARİFİ TARİFLER

DİNİM İSLAM İSLAMİYET

SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN

ROMAN HİKAYE ŞİİR KİTAP