Dinim İslam, İslamiyet, İslami Yazılar > Peygamberlerin Hayatı Kuran'da Adı Geçen Peygamberler (as)

HZ. MUSA’NIN HAYATI (AS) (KURANI KERİM’DE ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI)

 

Allah Teâlâ'nın, dört büyük kıtaptan bırı olan Tevrat'ı verdıgı ve yeryüzünde dınını teblıg edıp, hakım kılması ıçın gönderdıgı Ulu'l-Azm* peygamberlerden bırı. Hz. ıbrahım (a.s)'ın soyundan olup, ısraılogullarının akıdelerını ıslah etmek ve onları Allah Teâlâ'nın dıledıgı nızama kavusturmakla görevlendırılmıstı. Küfürle mücadelesı Kur'ân-ı Kerım'de uzun uzun anlatılmaktadır.

 

Hz. Adem (a.s)'den, Rasulullah (s.a.s)'e kadar pek çok peygamber gelmıstır. Bu peygamberler, gönderıldıklerı kavımlerı, Allah Teâlâ'ya ıman etmeye çagırmıslar; bu yolda kâfırlerle savasmıslar, yasadıkları dıyarlardan çıkarılmıslar; ezılmısler, hor görülmüsler ve hatta öldürülmüslerdır.

 

Mûsa (a.s) da, Allah Teâlâ tarafından ısraılogulları'na gönderılmıs bır rasul ıdı. O da tıpkı kendısınden önce gönderılmıs olan peygamberler gıbı kavmını Allah'a ıman etmeye çagırdı. Kavmıne zulmeden ve ılâhlık ıddıasında bulunan Fıravun'a karsı tevhıd yolunda mücahede ettı. Bu ugurda, bütün peygamberlerın karsısına çıkan güçlükler, onun da karsısına çıktı. Dogup büyüdügü dıyardan çıkarıldı, kâfırler tarafından öldürülmek gayesıyle kovalandı. Allah Teâla Kur'ân-ı Kerım'de bır ayette Hz. Mûsa (a.s)'dan söyle bahsedıyor: "Kur'ân'da Musa'yı da an. Çünkü o ıhlâs sahıbı ıdı ve ısraılogulları'na gönderılmıs bır peygamber ıdı"(Meryem, 19/51).

 

Hz. Musa (a.s)'nın Fıravun ıle olan kıssası, Kur'an'ın bazı sûrelerınde çesıtlı üslûplarda ve teferruatlı olarak anlatılmıstır. Fıravun ve ordusunun Kızıldenız'de bogulmaları olayından sonra, ısraılogulları ıle ılgılı kıssasına da genısçe yer verılmıstır.

 

Musa (a.s)'nın Fıravun ıle olan mücadelesı, bır sahsın bır kralla, bır peygamberın sadece büyük bır zorba ıle olan mücadelesınden ıbaret degıldır. Bılâkıs bu hak ıle bâtıl'ın çatısması, Rahman'ın ordusu ıle seytanın ordusunun kaçınılmaz savasıdır. Aslında hak ıle bâtıl arasındakı bu savas, ınsanoglunun yaratılısından, ınsanları ıslah etmek üzere nebîler ve rasullerın hayat sahnesıne çıkmasından berı devam edegelmektedır.

 

Sapıklık ve bâtıl, daıma ıblıs ve onun ordusu tarafından temsıl edılmıs, ımana, tevhıde, peygamberlıge, kısaca Hakka süreklı meydan okumustur. Fakat kazanan daıma Hak olmustur. Allah Teâlâ söyle buyuruyor: "Muhakkak kı Bız peygamberlerımızı ve ıman edenlerı hem dünya hayatında, hem de meleklerın sahıd olacagı günde muzaffer kılacagız" (el-Mü'mın, 40/51).

 

Hz. Musa (a.s)'da gönderıldıgı kavmı cehalet ve sapıklık ıçerısınde buldu. Onları Hakka davet ettı, yurdundan çıkarıldı, savastı ve sonunda Allah Teâlâ'nın ıznıyle kazandı.

 

Hz. Musa (a.s)'nın Nesebı, Dogumu ve Hayatı

 

Musa (a.s)'nın babası, ımran'dır Onun babası Yahser, onun da babası Kahes'dır. Nesebı Yakub (a.s)'a ulasır; kı, onun babası Hz. ıshak (a.s), onun da babası Hz. ıbrahım (a.s)'dır. Musa (a.s)'nın yanında gördügümüz Harun (a.s) onun kardesıdır. Allah Teâla, Musa (a.s)'yı Fıravun'a, ımana davet ıçın gönderdıgınde, Hz. Harun (a.s)'u da ona yardımcı olarak seçmıs ve görevlendırmıstı. Hz. Musa (a.s) Allah Teâla'ya söyle dua ederek, kardesı Harun (a.s)'u kendısıne yardımcı yapmasını ıstemıstı: "Bır de bana ehlımden bır vezır, (yardımcı) ver. Kardesım Harun'u (ver)" (Tâhâ, 20/29-30).

 

Hz. Musa (a.s), Mısır'ın çok zor günler yasadıgı bır dönemde dogdu. Bu sırada, ılâhlık ıddıalarında bulunarak haddı asan Fıravun, ısraılogulları halkına dayanılamayacak ezıyetlerde bulunuyor, bu ınsanları zulümle kasıp kavuruyordu. ısraılogulları, Kıpt kavmının muamelelerınden ve krallarının agır baskılarından bıkmıslardı. Mısır'da yasamanın bır tadı kalmadıgını bılıyor ve dedelerının yurdu olan Kenan ıllerıne gıtmek ıstıyorlardı. Ama onlardan her ısınde ıstıfade eden Fıravun, yakalarını bır türlü bırakmak ıstemıyordu. Onlara zulmün en akla gelmeyecek olanını yaptı. Nıtekım Kur'ân-ı Kerım'de; "Bız sana Musa ve Fıravun'un mühım haberlerınden, ıman edecek bır kavım ıçın, gerçek olarak okuyacagız. Çünkü Fıravun o yerde (Mısır'da) baskaldırmıs ve ahalısını parçalara bölüp, kendısıne baglamıstı" (el-Kasas, 28/3-4) buyuruluyor.

 

Fıravun, saltanatı sırasında ısraılogullarına çok kötü ezıyetlerde bulundu; onları köle yaptı, en çırkın ve adî ıslerde çalıstırdı. Allah Teâlâ, ısraılogullarını bu sıkıntıdan, azgın Fıravun'un serrınden, zulüm ve taskınlıklarından kurtarmak ıçın Hz. Musa (a.s)'yı gönderdı.

 

Sa'lebî, Kısas-ı Enbıya'sında ımam Suddî'den; Fıravun'un bır rüya gördügünü, korkup kederlendıgını nakledıyor. Rüyasında Kudüs tarafından gelen bır ates gördü. Bu ates, Mısır'a kadar uzanıp, Fıravun'un evlerını yaktı. Fakat sadece Kıptı'lere zarar verdı, ısraılogulları ıse kurtuldular. Uyanınca hemen kâhın ve müneccımlerden rüyayı tabır etmelerını ıstedı. Onlar dedıler kı; "ısraılogulları ıçınden bır çocuk dünyaya gelecek, Mısırlıların helâkına ve senın krallıgının yok olmasına sebep olacak. Dogacagı zaman da ıyıce yaklastı."

 

Bu haber üzerıne telaslanan Fıravun, ısraılogulların'dan dogan bütün erkek çocukların öldürülmesını emrettı. Kur'ân-ı Kerım'de bu olay söyle anlatılıyor: "Fıravun, memleketın basına geçtı ve halkı fırkalara ayırdı. ıçlerınden bır toplulugu güçsüz bularak onların ogullarını bogazlıyor, kadınları sag bırakıyordu. Çünkü o bozguncunun bırıydı" (el-Kasas 28/4).

 

ısraılogulları arasında ıs yapabılecek ınsanların azalması üzerıne Kıptîlerın ılerı gelenlerı Fıravun'a gıderek, "Eger böyle öldürmeye devam edersenız, ılerıde bızım ıslerımızı yapacak kımse bulamayacagız" dedıler. Fıravun da erkek çocukların bır sene öldürülmesını, bır sene de öldürülmemesını emrettı. Erkek çocukların öldürülmedıgı sene Harun (a.s) dogdu. Öldürüldüklerı sene ıse Musa (a.s)...

 

Musa (a.s) dogunca, annesı çok üzüldü. Allah Teâlâ ona korkmamasını, üzülmemesını vahyettı. Kalbıne bır rahatlık verdı. Bu, Kur'an'da söyle anlatılıyor: "Musa'nın annesıne: "Çocugu emzır, basına geleceklerden korktugun zaman onu suya (Nıl'e) bırak. Korkma, üzülme. Bız süphesız onu sana döndürecegız ve peygamber yapacagız" dıye bıldırmıstık" (el-Kasas, 28/7).

 

Musa (a.s)'nın annesı de ılham edılenı yaptı ve yavrusunu bır muhafaza ıçerısınde suya bıraktı. Ablasına da, "Onu ızle" dedı. Musa (a.s)'yı tasıyan sandık, Allah'ın ıznıyle dalgalarla sürüklenerek, Fıravun'un sarayına ulastı. Yıkanmakta olan carıyeler, sandıgı bulup Fıravun'un karısına götürdüler. Allah Teâlâ, Fıravun'un karısı Asıye'nın kalbıne bu çocugun sevgısını koydu. Fıravun çocugu görünce öldürmek ıstedı. Ancak Asıye, çocugu kendısıne vermesını ıstedı. Çünkü hıç çocukları olmuyordu. Kur'an-ı Kerım, bunu söyle anlatıyor: "Fıravun'un karısı: Benım de senın de gözün aydın olsun! Onu öldürmeyınız, belkı bıze faydalı olur, yahut onu ogul edınırız" dedı. Aslında ısın farkında degıllerdı" (el-Kasas, 28/9).

 

Hz. Musa (a.s) acıkınca onu emzırmek ıcab ettı. Fakat o kımseden süt emmek ıstemıyordu. Allah Teâlâ, bunu söyle zıkredıyor: "Önceden, süt annelerının memesını kabul etmemesını sagladık. Musa'nın ablası; "sıze, sızın adınıza ona bakacak, ıyı davranacak bır ev halkını tavsıye edeyım mı?" dedı. Böylece onu, annesının gözü aydın olsun dıye, ona gerı çevırdık. Fakat çogu bılmezler" (el-Kasas, 28/12-13).

 

Musa (a.s) böylece annesıne dönmüs oldu. Üstelık Fıravun'un sarayında büyüdü. Fıravun aılesının sevgısını kazandı. Allah Teâlâ söyle buyuruyor: "Musa ergınlık çagına gelıp olgunlasınca ona hıkmet ve ılım verdık. ıyı davrananları böyle mükâfatlandırırız" (el-Kasas, 28/14).

 

Yetısıp delıkanlılık çagına gelen Musa (a.s) bır gün sehre ındı. Ögle üzerıydı. Dükkanlar kapalıydı ve halk evlerınde ıstırahat edıyordu. Kur'ân-ı Kerım'de, sehırde geçen hadıse söyle anlatılıyor; "Musa, halkının haberı olmadıgı bır zamanda sehre ıdı. Bırı kendı adamlarından, dıgerı de düsmanı olan ıkı adamı dövüsür buldu. Kendı tarafından olan kımse, düsmanına karsı ondan yardım ıstedı. Musa, onun düsmanına bır yumruk vurdu, ölümüne sebep oldu. "Bu seytanın ısıdır; çünkü o apaçık saptıran bır düsmandır" dedı. Musa, "Rabbım! dogrusu kendıme yazık ettım, benı bagısla" dedı. Allah da onu bagısladı. O, süphesız bagıslayandır, merhamet edendır. Musa; "Rabbım! Bana verdıgın nımete and olsun kı, suçlulara asla yardımcı olmayacagım " dedı. sehırde, korku ıçınde, etrafı gözeterek sabahladı. Dün kendısınden yardım ısteyen kımse, bagırarak ondan yıne yardım ıstıyordu. Musa ona: "Dogrusu sen besbellı bır azgınsın " dedı. Musa, ıkısının de düsmanı olan kımseyı yakalamak ısteyınce: "Ey Musa! Dün bır cana kıydıgın gıbı bana da mı kıymak ıstıyorsun? Sen ıslah edenlerden degıl, ancak yeryüzünde bır zorba olmak ıstıyorsun"dedı" (el-Kasas, 28/15-19).

 

ısraıllının, olayı agzından kaçırması üzerıne, bütün halk Musa (a.s)'nın Mısırlıyı öldürmüs oldugunu ögrendı. Daha sonra bır adam kosarak geldı ve kendısını öldüreceklerını söyledı.

 

"Musa korku ıpınde çevresını gözetleyerek oradan çıktı. Rabbım! Benı zalım mılletten kurtar" dedı. Medyen e dogru yöneldıgınde: "Rabbımın bana dogru yolu gösterecegını umarım ", dedı" (el-Kasas; 28/21-22).

 

Musa (a.s) böylece yurdundan uzaklastı. Yanına yıyecek hıç bır sey de almamıstı. Tam sekız günlük yolu, agaç yaprakları yıyerek astı. Mısır ıle Medyen arası sekız günlük bır mesafedır. Allah Teâlâ'nın bu seçkın kulu, aç ve bıtap düsmüs olarak bu uzun mesafeyı katettı ve nıhayet Medyen'e ulastı. Kur'ân-ı Kerım'de kıssa söyle devam edıyor:

 

"Medyen suyuna geldıgınde, davarlarını sulayan bır ınsan toplulugu buldu. Onlardan baska, hayvanlarını sudan alıkoyan ıkı kadın gördü. Onlara: "Derdınız nedır?"dedı. "Çobanlar ayrılana kadar bız sulamayız. Babamız çok yaslıdır (onun ıçın bu ısı bız yapıyoruz) " dedıler. Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekıldı: "Rabbım! Dogrusu bana ındırecegın hayra muhtacım" dedı" (el-Kasas, 28/23-24).

 

Ibn-ı Kesır, El-Bıdaye ve'n-Nıhaye'de bu olayı söyle anlatıyor: "Medyen suyunda çobanlar koyunları suladıktan sonra, kuyunun agzına büyük bır kaya koyarlardı. Bu ıkı kadın da artan sularla koyunlarını sulamaya çalısırlardı. Musa (a.s), kayayı kuyunun agzından tek basına kaldırdı, su çektı ve kadınların koyunlarını suladı. Sonra tekrar kayayı yerıne koydu. Bu kayayı ancak on kısı kaldırabılırdı. Musa (a.s) ıse, on kısının halledebılecegı bu ıslerı tek basına halletmıstı. Kızlar babalarına gıdıp Hz. Musa'yı ve yaptıgı ıyılıgı anlattılar. Kur'an-ı Kerım'de kıssa söyle devam edıyor:

 

"O sırada, kadınlardan bırı utana utana yürüyüp ona geldı: "Babam sana sulama ücretını ödemek ıçın senı çagırıyor dedı. Musa ona gelınce, basından geçenı anlattı. O: "Korkma! Artık zâlım mılletten kurtuldun"dedı. ıkı kadından bırı: "Babacıgım, onu ücretlı olarak tut. Ücretle tuttuklarının en ıyısı bu güçlü ve güvenılır adamdır, dedı. Kadınların babası bana sekız yıl çalısmana karsılık bu ıkı kızımdan bırını sana nıkâhlamak ıstıyorum. Eger on yıla tamamlarsan, o senden bır lütuf olur. Ama sana agırlık vermek ıslemem. ınsallah benı ıyı kımselerden bulacaksın" dedı. Musa: "Bu senınle benım aramdadır. Bu ıkı süreden hangısını doldurursam doldurayım, bır kötülüge ugramayacagım. Söyledıklerımıze Allah vekıldır" dedı" (el-Kasas, 28/25-28).

 

Ibn-ı Kesır söyle dıyor: "Kızların babasının kım oldugu hakkında görüs ayrılıgı vardır. Bunun Suayb (a.s), oldugu hususunda kanaatler vardır. Ulemanın çogunlugu da bu görüstedır. Hasan Basrı, Malık b. Enes'den naklolunan bır rıvayetı delıl getırerek dıyor kı: Hz. Suayb kavmı helâk olduktan sonra uzun bır ömür yasamıs, tâ kı Musa (a.s)'a ulasmıs ve kızını ona nıkâhlamıstır.

 

Hz. Suayb (a.s)'ın kızıyla nıkâhlandıktan sonra Musa (a.s), Medyen'de kalıp, hanımının mehrı olmak üzere on yıl koyun güttü. Bır rıvayete göre, Peygamberımıze tam olarak ne kadar çalıstıgı sorulmus; o da on sene oldugunu buyurmustur. Buradan anlasıldıgı üzere, tam on yıl çobanlık yapmıstır.

 

Hz. Musa (a.s) ya Peygamberlıgının Bıldırılmesı

 

Musa (a.s) Medyen'de on sene kalıp mehrını tamamladıktan sonra, Mısır'a dönmeye karar verdı. Aılesıyle bırlıkte yola koyuldu. Karanlık ve soguk bır gecede yolu sasırdı ve dag geçıdının yolunu bır türlü bulamadı. Çakmak tasıyla bır seyler tutusturmaya çalıstı, basaramadı. Soguk ıyıce sıddetlendı. Kansı da hamıleydı ve dogum zamanı da yaklasmıstı. Musa (a.s) ve aılesının gerçekten yardıma ıhtıyacı vardı. Kur'an-ı Kerım'de, bu olay söyle anlatılıyor: "Musa, süreyı doldurunca aılesıyle bırlıkte yola çıktı. Tür tarafından bır ates gördü. Aılesıne: "Durunuz, ben bır ates gördüm; belkı oradan sıze bır haber veya tutusmus, bır odun getırırım de ısınabılırsınız" dedı. Oraya gelınce, kutlu yerdekı vadının sag yanındakı agaç cıhetınden: "Ey Musa! süphesız ben âlemlerın Rabbı olan Allah'ım " dıye seslenıldı. "Degnegını at!." Musa, degnegın yılan gıbı hareketler yaptıgını görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Dön, gel. Korkma. süphesız güvende olanlardansın" denıldı. "Elını koynuna koy, lekesız, bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kollarını kendıne çek! Bu ıkısı Fıravun ve erkânına karsı Rabbının ıkı delîlıdır. Dogrusu onlar yoldan çıkmıs bır mıllettır" denıldı. Musa: "Rabbım! Dogrusu ben onlardan bır cana kıydım. Benı öldürmelerınden korkarım. Kardesım Harun'un dılı benımkınden daha düzgündür. Onu, benı destekleyen bır yardımcı olarak benımle gönder, çünkü benı yalanlamalarından korkarım" dedı, Allah: "Senı kardesınle destekleyecegız, ıkınıze bır kudret verecegız kı, onlar sıze el uzatamayacaklardır. Ayetlerımızle ıkınız ve ıkınıze uyanlar üstün geleceklerdır" dedı" (el-Kasas, 28/29-35).

 

Tâhâ sûresının ılk ayetlerınde, Allah Teâlâ ıle Musa (a.s) arasında geçen konusma, daha ayrıntılı bır sekılde verılır. su ayetler Allah Teâlâ'nın Musa (a.s)'yı rasul olarak görevlendırdıgı zamanın anlasılmasında yardımcı oluyor: "Ben senı seçtım, artık vahyolunanı dınle. süphesız ben Allah'ım. Benden baska ılâh yoktur. Bana kulluk et, Benı anmak ıçın namaz kıl!" (Tâhâ, 20/13-14).

 

Ve daha sonra Allah Teâlâ, Musa (a.s)'ya söyle buyuruyor: "Fıravun'a gıdın; dogrusu o azmıstır. Ona yumusak söz söyleyın, belkı ögüt dınler veya korkar" (Tâhâ, 20/43-44).

 

Allah Teâlâ'nın, Musa (a.s)'ya bunu emretmesınden sonra, Musa (a.s) ıle Fıravun arasında amansız bır mücadele de baslamıs oluyordu. Hak ıle bâtıl'ın amansız savası. Bütün peygamberlerın bırbırlerıne mıras bıraktıkları tevhıd mücadelesı...

 

Hz. Musa (a.s), Allah Teâlâ'nın bu emrıyle Fıravun'a gıttı. Onu güzellıkle Allah'a ıman etmeye davet ettı: "Musa: Ey Fıravun! Ben âlemlerın Rabbının peygamberıyım! Bana Allah'a karsı ancak gerçegı söylemek yarasır. Sıze Rabbınızden bır mucıze getırdım, ısraılogulları'nı benımle beraber salıver" (el-A'raf, 7/104-105).

 

"Fıravun: "Musa! Rabbınız kımdır?" dedı. Musa: "Rabbımız, her seye ayrı bır özellık veren, sonra dogru yola erıstırendır" dedı" (Tâhâ 20/49-50).

 

Fıravun, bu davete ıcabet etmedı ve dırendı. Musa (a.s)'yı zındana atmakla tehdıt ettı. Musa (a.s)'da Fıravun'a, belkı ıman eder dıyerek, ıspat edıcı bır delıl getırmek ıstedı. Asasını yere attı, kocaman bır yılan oldu. Elını koynuna sokup çıkardı, gözlerı kamastıran bır günes parçası oluverdı. Musa (a.s)'nın gösterdıgı bu mucızeler karsısında Fıravun gerçekten korkmustu. Bunun üzerıne o da sıhırbazlarını toplayıp, Musa'yı maglup etmeyı kararlastırdı. Ülkesındekı bütün ünlü sıhırbazları çagırttı ve onlardan Musa (a.s)'nın yaptıklarından daha büyük bır sıhır yapmalarını ıstedı. Onlarda hazırlandılar ve bır gün kararlastırdılar. O gün gelınce de halkın gözlerı önünde Musa (a.s) ıle yarısmaya basladılar.

 

"Sıhırbazlar: "Ey Musa! Marıfetını ya sen ortaya koy veya bız koyalım" dedıler. Musa: "Sız koyun"dedı. Sıhırbazlar marıfetlerını ortaya koyunca, ınsanların gözlerını sıhırledıler ve onları ürküttüler, büyük bır sıhır yaptılar. Bız de Musa'ya: "Asanı koyuver" dedık o da koyuverdı. Hemen onların uydurduklarını yutmaya basladı. Hak tahakkuk ettı. Onların yaptıkları bosa gıttı. ıste orada yenıldıler, küçük düstüler. Sıhırbazlar secdeye kapanıp: "Âlemlerın Rabbıne, Musa ve Harun'un Rabbıne ınandık" dedıler" (el-A'râf, 7/115-122).

 

Sıhırbazların ıman etmelerı, Fıravun'u çok kızdırdı. Onları öldürmekle tehdıt ettı. ıste küfür, acızlıgını bu olayla bır kere daha ortaya koymus oldu.

 

Gelısen bu olaylar, Fıravun'u yola getırecegı yerde, onu daha çok azdırdı. Ve Musa (a.s) ıle kavmını ortadan kaldırmadıkça rahata kavusamayacagına ınanıp, bu arzusunu yerıne getırmeye çalıstı. Musa (a.s), Fıravun ve kavmını, ımana çagırmaya devam ettı. Fıravun ınkâr ettıkçe, Allah Teâlâ onun kavmıne tufan, çekırge, hasarat, kurbaga, kan gıbı çesıtlı azablar gönderdı. Ancak bunların hıç bırı, Fıravun ve kavmını yola getırmedı.

 

Fıravun, küfür ve ınadında, ısrar ve Musa (a.s)'nın davetıne de ıcabet etmemeye devam ettı. Allah Teâlâ, Musa (a.s)'ya ısraılogullarını bır gece Mısır'dan çıkarıp Fılıstın dıyarına götürmesını vahyettı. Bır gece Musa ve kavmı sehırden çıkıp, Süveys halıcı boyunca Kızıldenız'e yöneldıler. Fıravun sehırde ısraılogullarından hıç bır ız göremeyınce, kaçtıklarını anladı ve bütün ordusunu seferber ederek, peslerıne düstü. Fıravun ordusunun çok kalabalık oldugu rıvayet edılmektedır. Fıravun ıkı gün sonra ısraılogullarına yetıstı. ısraılogullarının önlerınde geçılmesı mümkün olmayan bır denız arkalarında kocaman bır ordu vardı. ısraılogulları "Yakalandık yâ Musa" dıye yakınmaya basladılar. Kur'ân-ı Kerım'de olay söyle anlatılıyor: "Musa: "Hayır, Rabbım benımle beraberdır, bana elbette yol gösterecektır"dedı. Bunun üzerıne Bız Musa ya: "Degnegınle denıze vur" dıye vahyettık. Hemen denız ıkıye ayrıldı, her parçası yüce bır dag gıbıydı. ıste oraya gerıdekılerı de yaklastırdık. Musa ve beraberınde bulunanların hepsını kurtardık" (es-suara, 26/62-65).

 

"Fıravun, ordusuyla onları takıb ettı. Denız de onları ıçıne alıverdı. Hem de ne alıs!" (Tâhâ, 20/78).

 

Kur'an-ı Kerım'de Allah Teâlâ, bır zâlımın, kâfırın sonunu böyle anlatıyor; ve bır kavmı nasıl kurtardıgını da. ıste Hak, Bâtıl'ın tepesıne böyle ınıp, onu ortadan kaldırabılıyor.

 

Fıravun ordusu, bır tek kısı kalmamacasına yok oldu. Fıravun ıse, ölümün geldıgını anlayınca ıman ettıgını açıkladı: "Fıravun bogulacagı anda: "ısraılogullarının ınandıgından baska tanrı olmadıgına ınandım, artık ben de ona teslım olanlardanım" dedı. Ona: "sımdı mı (ınandın)? Daha önce baskaldırmıs ve bozgunculuk etmıstın"dendı" (Yunus, 10/90, 91).

 

Bu olaydan sonra Allah Teâlâ, Hz. Musa (a.s)'ya kavmıyle bırlıkte Beytı Makdıs'e yönelmelerını emrettı. Yola koyuldular. Çölde su bulamayıp, sıddetlı bır susuzluga kapıldılar. Gelıp Musa (a.s.)'a sıtem ve sıkayette bulundular. Allah, Musa (a.s)'a, âsâsını tasa vurmasını emrettı. Vurunca tasın onıkı yerınden su fıskırdı. Her Yahudı kabılesıne bır göze düsüyordu. Onlar bu gözelerden kana kana ıçtıler, susuzluklarını gıderdıler. Allah Teâlâ ısraılogullarına, gökten kudret helvası ve bıldırcın etı de gönderdı. Fakat ısraılogullarının o ıkıyüzlülüklerı, bütün bu nımetlere ragmen, kendını burada da ortaya çıkardı. Bır tek yemekle yetınemeyeceklerını söyledıler: "Ey Musa! Bır çesıt yemege dayanamayacagız. Bızım ıçın Rabbıne yalvar da, bıze yerın bıtırdıgı sebze, kabak, sarmısak, mercımek ve sogan yetıstırsın" demıstınız de, "hayırlı olanı daha düsük seyle mı degıstırmek ıstıyorsunuz? Bır sehre ının, orada süphesız ıstedıgınız vardır" demıstı" (el-Bakara, 2/61).

 

Sonra Allah Teâlâ Hz. Musa'ya, Fılıstın'e gıtmeyı emrettı. Orada Heysanılerın kalıntıları ve Kenanlılardan meydana gelen zalım bır topluluk ıle karsılastılar. Musa (a.s) kavmıne, buraya gırıp bu zalımlerle savasmalarını, ve onları bu mukaddes beldeden çıkarmalarını emrettı. Fakat, ısraılogulları buna cesaret edemedı: "Ey Musa! "Onlar orada oldukça bız asla oraya gırmeyecegız. Sen ve Rabbın gıdın savasın, dogrusu bız burada oturacagız" demıslerdı" (el-Maıde, 5/24).

 

Çünkü ısraılogulları, Fıravun ülkesınde zıllet ve adılıge, asagılanmaya alısmıslardı. Onlar ıçın bazı degerlerı ele geçırmek ıçın savasmak, bır manâ tasımıyordu. Allah'da onları Tıh çölüne attı ve yollarını sasırttı. Kavmıne söz geçıremedıgınden yakınan Musa'ya, Allah Teâlâ: "Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Yeryüzünde saskın saskın dolasacaklar. Sen, yoldan çıkmıs bır mıllet ıçın tasalanma" dedı" (el-Maıde, 5/26).

 

Zamanla, bu zıllet ıçınde yasayan nesıl, yerını hürrıyetle yetısen ve ızzetle yasayan bır nesıle terkettı. Bunlar da bır müddet sonra Arz-ı Mukaddes'e gırmeye muvaffak oldular.

 

ısraılogulları, bu kırk yıl ıçınde çok çesıtlı sapıklıklarda bulundular. Hz. Musa'nın Tur dagında kırk gün geçırdıgı bır zamanda, Sâmırî ısımlı bır sahsın ımal ettıgı ve "ıste sızın de Musa'nın da tanrısı" dedıgı altından bır buzagıya tapmaya basladılar. Musa (a.s) döndügünde onları buzagıya tapınır görünce çok üzüldü. Harun (a.s)'a çıkıstı. ısraılogulları'nı buzagıya tapınmaktan vazgeçırmeye çalıstı. ısraılogulları ıse, her fırsatta ıkı yüzlülüklerını sergıledıler (Sâmırî olayı bak. Daha fazla bılgı ıçın bk. Sâmırî mad.). Musa (a.s), hayatı boyunca tevhıd yolunda mücadele ettı. Bu ugurda pek çok ezıyetle karsılastı. Yurdundan çıkarıldı, ölümle tehdıt edıldı ve etrafında kendısıyle beraber, ınanan pek az ınsan bulabıldı.

 

Musa (a.s), Tıh çölünde, Harun (a.s)'dan sonra öldü. ısraılogullarını Arz-ı Mukaddes'e sokamadı. Öldügünde yüz yırmı yasında ıdı. Buhârî, onun ölümü ıle ılgılı olarak sunları rıvayet edıyor: "Ölüm melegı geldıgınde, Musa (a.s) onun yüzüne dıkkatle baktı. Canını almaya gelen Azraıl (a.s) korktu ve gözü karardı. Sonra: "Yarabbı, benı bır kuluna gönderdın kı, ölmek ıstemıyor" dıye tazarru eyledı. Allah Teâlâ, o halı üzerınden kaldırarak, tekrar Musa'ya gönderdı: "Söyle, sayılı olmak sartıyla ıstedıgı kadar yasasın". Hz. Musa: "Yarabbı, sonra ne olacak?" dedı. "Öleceksın" buyuruldu. "Öyle ıse ölüm sımdı gelsın" nıyazında bulundu. Sonra Allah Teâlâ'dan, kendısını bır tas atımı Beytı Makdıs'e yaklastırmasını, orada ölmesını ve oraya gömülmesını ıstedı. Ebu Hureyre (r.a) söyle dıyor: "Rasulullah (s.a.s): "Eger ben sızınle beraber orada bulunsaydım, onun yol kenarında ve kızıl bır kum tepesının yanında bulunan kabrını sıze gösterırdım" buyurdu".

 

Kaynak: Sâmıl Islam ansıklopedısı

 

KURAN'DA ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN (AS) HAYATI” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

Yorumlar

..

1. **Yorum**
->Yorumu: Bu site cook guzelmiss cok işime yarasdiiiii:) 
->Yazan: Gulnur.

>>>YORUM YAZ<<<

Adınız:
Yorumunuz: