eğitim öğretim ile ilgili belgeler > Hikayelerden Seçmeler, Öyküler, Kısa Hikayeler

 

Mitoloji mi Gerçek mi? Balıklı Göl Hikâyesi

Şanlıurfa'nın kalbinde, tarihin derinliklerinde kaybolan bir efsane var. Adıyla anılan bu şehir, peygamberlerin izlerini taşıyor ve Balıklıgöl, bu izlerin en çarpıcı tanıklarından biri. Gölün serin suları, masalsı bir hikâyenin izlerini taşır. İbrahim Peygamber'in sadakati ve Allah'a olan derin inancı, ona "Halilim" yani Dostum ünvanını kazandırmıştır. İşte bu nedenle göl, "Halil-ür Rahman" olarak da anılır; yani "Allah'ın Dostu."

Efsaneye göre Hz. İbrahim'in atıldığı ateşin öfkesi, suyun sakinliği ile yatıştı. Bu sular, İbrahim'in masumiyetini koruyan sıcak bir kucak olmuştu. Ateşin öfkesi dinince gölde bir mucize gerçekleşti. Odunlar balıklara dönüştü; bu göz kamaştırıcı dönüşüm, inançların ve mucizelerin izleriyle dolu bir efsane hâline geldi.

Balıklıgöl, bu tarihî anının canlı bir tanığıdır. Her mevsim, milyonlarca yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlar. Burada, İbrahim'in inancının ateşiyle savaşı ve Allah'ın lütfuyla galip gelmesinin hikâyesi sonsuza kadar yaşar.

Balıklıgöl, sadece Şanlıurfa'nın değil; tüm dünyanın ilgisini çeken eşsiz bir yerdir. İbrahim Peygamber'in inancının ve Allah'a olan bağlılığının sembolüdür. Bu efsanevi göl, tarih ve inançla harmanlanmış bir mucizenin yaşayan şahidi olarak ziyaretçilerini büyüler. Şanlıurfa'nın kalbinde, Balıklıgöl'ün hikâyesi tıpkı İbrahim Peygamber'in inancı gibi sonsuz ve dokunulmazdır.

 

Nemrut’un Zulmü

Bin yıllar öncesinin kudretli hükümdarı, Şanlıurfa'nın efendisi, Nemrut adını taşıyan bir kral hüküm sürmüştü. Kraliyet sarayının taş duvarları, halkının acı çığlıklarını yankılatan sessiz tanıklardı. Nemrut'un zalimlikleri tarih boyunca anlatıldı çünkü o, kendi kendini tanrı ilân etmiş ve halkını putlarına tapmaya zorlamıştı. Tapınaklarında kendi heykellerini dikmiş, halkını bu putlara tapmaya zorlamıştı.

Fakat bir gece, Nemrut'un uykusunda gördüğü kâbus, onun korkularını derinleştirdi. Hemen kâhinlerini toplattı ve rüyasının yorumunu sordu. Kâhinlerden biri, o yıl doğacak bir erkek çocuğunun Nemrut'u devireceğini ve putperestliği sona erdireceğini öngördü.

Nemrut, bu kehaneti duyar duymaz acımasız bir karar aldı. O yıl doğan tüm erkek çocukları öldürmeye başladı. Ancak Nemrut'un askerlerinden biri olan Azer, hamile karısı Nuna Hatun'u kurtarmak için Urfa Kalesi yakınlarındaki bir mağaraya götürdü. Nuna Hatun, oğlunu bu mağarada doğurdu ve ona İbrahim adını verdi. Korkudan titreyen Nuna Hatun, çocuğunu mağarada bırakarak kaçtı.

Fakat bir süre sonra merakı dayanamaz hâle geldi ve geri döndü. Gördüğü manzara karşısında gözlerine inanamadı. İbrahim'i sağ salim buldu ve ceylanların koruması altında büyüdüğünü gördü. Nuna Hatun sevinçle çocuğunu kucağına aldı ve ceylanların mucizesine şahit oldu. Her gün oğlunu ziyaret etmek için mağaraya gitti, çocuk ceylanlar tarafından büyütülürken gözlemledi.

İbrahim sadece on beş aylıkken bile on beş yaşındaki bir delikanlı gibi görünüyordu. Bir gün ava çıkan kralın askerleri, ormanda İbrahim'i yakaladılar ve onu Nemrut'un sarayına getirdiler. Nemrut, İbrahim'i görür görmez ona bir baba gibi sevgiyle sarıldı ve onu evlatlık olarak kabul etti.

Ancak zamanla İbrahim Peygamber Nemrut'a olan sevgisini kaybetti. Halkı putlara tapmaya zorlayan Nemrut'un zalimliklerine karşı içinde bir isyan başladı. İnsanların tahta, taşa ve metale tapmalarına anlam veremiyordu. İçinde Allah'a olan inanç yeşermeye başladı ve bu inancını halkla paylaşmaya karar verdi.

Bu sırada Nemrut, Zeliha adında bir kız çocuğunu daha evlatlık almıştı. Zeliha, İbrahim'e duyduğu sevgi ile onun söylediklerine inanmaya başladı. İbrahim Peygamber haklıydı, putlara tapmak saçmaydı. Ancak halk, Nemrut'tan korktuğu için sessiz kaldı. İbrahim Peygamber, kendi inancını ve doğruyu savunmaktan vazgeçmedi. Onun cesareti ve inancı, tarih boyunca insanlığa ışık tutan bir yolculuğun başlangıcıydı. Nemrut'un zalimliğine karşı, İbrahim Peygamber'in inancı ve sevgisi zafer kazanacaktı.

Putları Yıkan İbrahim Peygamber

Hz. İbrahim'in cesareti ve inancı tüm zamanların en büyük hikâyelerinden birini yaratmıştı. O özel gün, güneş henüz yeryüzünü ısıtmaya başlamadan önce başlamıştı. Tapınaktaki putlar sessizce bekliyordu, kimse farkında değildi ama bu sessizlik, tüm bir inanç dünyasının değişeceği anın habercisiydi.

İbrahim Peygamber gözlerini, tapınaktaki putlara dikmişti. Eline aldığı baltayla onlara yapılan bu sapkın tapınma şekline son vereceğini biliyordu. Diğerlerinin geldiğini fark edince hızlıca işe koyuldu. İbrahim'in her darbesi, inançsızlığın taşlaşmış sembollerine karşı bir isyanın ifadesiydi.

Sonunda, en büyük putun heybetli başı yerden yere serildi. İbrahim Peygamber, baltayı en büyük putun boynuna astı ve sessizce izledi. Artık bu tapınakta hiçbir put kalmamıştı. İnançsızlığın sembolleri paramparça olmuştu. Ancak bu cesur eylemin haberleri Nemrut'un kulağına gitmişti. Nemrut, inançsızlığın simgesi olan büyük putun başında İbrahim'in baltasını görünce öfkeyle titredi. Nasıl olur da bir insan, kendi yaptığı taş parçalarını yok edebilirdi ki? Nemrut, hızla tapınağa gelip baltayı eline aldı. İçinden geçen düşünceleri bağıra bağıra dile getirdi: "Bu nasıl olabilir? Bir taş parçası, nasıl olur da buna kâdir olur?"

İbrahim Peygamber, Nemrut'un bu sorusuna içtenlikle cevap verdi. Elleriyle yaptıkları ve taptıkları bu taş parçalarının, kendilerini dahi koruyamayan güçsüz varlıkların, insanları koruyamayacağını anlamaları ve görmeleri gerektiğini, söyledi.

Ancak Nemrut, İbrahim'in sözlerini duyunca daha da öfkelendi. İbrahim Peygamber'in bu sözleri, inançsızlığın önderini çileden çıkardı. Nemrut, kararını verdi ve İbrahim'i cezalandırmaya karar verdi.

O gün, tüm topraklarda başka bir ateş yakılmasına izin verilmedi. Nemrut, tüm odunları toplattı ve büyük bir ateş yakılmasını emretti. İbrahim Peygamber, Urfa Kalesi olarak bilinen iki sütuna mancınıkla bağlandı ve ateşe atıldı. Ancak bir mucize gerçekleşti. İbrahim Peygamber ateşe düştüğü anda ateş, bir göle; odunlar ise balıklara dönüştü. Balıkların sırtında hâlâ yanık izleri vardı; bu izler, inançsızlığın ateşinden kurtulan mucizevi varlıkların hatırasıydı.

Zeliha, bu olağanüstü olay karşısında gözyaşlarına boğuldu. Onun gözyaşlarından oluşan bir göl meydana geldi ve bu göle "Ayn-ı Zeliha Gölü" denildi. Bu göl, bir kadının duygusal coşkusunun ve mucizenin simgesiydi. Hz. İbrahim'in cesareti ve inancı, insanlığa bir kez daha göstermişti ki inançsızlığın simgeleri ne kadar büyük olursa olsun, gerçek inanç ve doğruluk her zaman galip gelir.

Yaratıcının Kudreti

Nemrut, her geçen gün daha da öfkeleniyor ve inancından sapmamaya devam ediyordu. Tanrı'yı inkâr etmekten geri adım atmayacaktı. Ancak bir rivayete göre Tanrı, Nemrut'a öğretici bir ders vermek istedi.

Bir gün, gönderdiği kanadı kırık bir sinek sessizce Nemrut'un odasına girdi. Sinek, kulağından içeri girer girmez beyinin içinde dolanmaya başladı. Nemrut, bu tuhaf ağrıyı başından atamazdı. Tıp doktorlarına başvurdu ancak hiçbiri onun acısına çare bulamadı.

Nemrut, gün geçtikçe artan bu acıyla başa çıkmak için ilginç bir yöntem buldu. Her gün, tahta bir tokmakla kendi başına vurmaya başladı. Ağrı arttıkça tokmağın darbeleri daha da sertleşti. Ancak ne yaparsa yapsın, bu ağrıdan kurtulamadı. Sonunda bir gün ağrı dayanılmaz hâle geldi ve Nemrut'un kafası patladı. Gönderilen sıra dışı sinek, sonunda onun hayatına son vermişti.

Bugün hâlâ Nemrut Gölü ve içindeki balıklar kutsal kabul edilir. Bu balıklara dokunan kişiler, başlarına kötü bir şey geleceğine inanır. Bu hikâye, insanların gözünde Tanrı'nın her şeyi mümkün kılabileceğini hatırlatır.

Balıklıgöl Hikâyesi Kur’an’da Geçiyor Mu?

Hayır, Kur’an’da ve hadis kitaplarında bu konuyla ilgili ayet ve hadis yoktur. Yakın tarihimize ışık tutan bir hikâyeyi keşfetmek, tarihimizin renkli sayfalarına dalmak gibidir. 1900-1960 yılları arasında Urfa'nın sokaklarından yükselen bir hikâye, mitolojilerin ve inançların iç içe geçtiği bir dünyanın ürünüdür. Bu hikâye, Yahudi mitolojisinden İslam mitolojisine doğru uzanan ilginç bir köprüyü inşa eder.

Yahudi mitolojisi, bu topraklarda Hz. İbrahim'in ateşten kurtuluşunu anlatırken İbrahim'in Urfa'da oluşuna dair önemli bir iz bırakır. Ancak bu noktada, bu eski efsaneler İslam mitolojisiyle buluşur ve yeni bir anlam kazanır. Urfa halkı, bu mitolojik öyküyü kendi inançlarına uygun bir şekilde yorumlamış ve zenginleştirmiştir. Hz. İbrahim'in ateşten kurtuluşu artık sadece bir hikâye değil, bir sembol hâline gelir. Bu sembol; inançların, insanlığın karanlık anlarında bile umudu yeşertebileceği fikrini taşır.

Bu eşsiz hikâye, insanların tarihi boyunca kendi inançlarını şekillendirme ve paylaşma biçimlerini yansıtır. İslam mitolojisinin yanı sıra Urfa'nın tarihi ve kültürel zenginliğiyle de derinlemesine bağlantılıdır. Böylece bu hikâye sadece bir anlatı değil, aynı zamanda bir toplumun kimliğinin bir yansımasıdır.

Ezcümle bu hikâye; Yahudi mitolojisinin İslam mitolojisiyle buluştuğu, Urfa'nın tarihine ve inançlarına dokunan büyülü bir öyküdür. Bu tür efsaneler insanların geçmişlerini anlamalarına, inançlarını kutlamalarına ve bir arada yaşama biçimlerini şekillendirmelerine yardımcı olan önemli taşlar olarak varlığını sürdürmektedir.

 

 

 

 

“HİKAYELERDEN SEÇMELER, ÖYKÜLER, KISA HİKAYELER ”
SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<


“EĞİTİM ÖĞRETİM İLE İLGİLİ BELGELER ”
SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

Yorumlar

....

9. **Yorum**
->Yorumu: şahane bir site burayı sevdimm 
->Yazan: Buse. Er 

8. **Yorum**
->Yorumu: SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM...
->Yazan: sıla

7. **Yorum**
->Yorumu: valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden yapiyorum.saolun mugladan sevgiler...:).
->Yazan: kara48500..

6. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim.
->Yazan: Tuncay.

5. **Yorum**
->Yorumu: ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. 
->Yazan: efe .

4. **Yorum**
->Yorumu: ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun 
->Yazan: rabia..

3. **Yorum**
->Yorumu: Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim 
->Yazan: pınar..

2. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel site canım ben hep her konuda bu siteyi kullanıyorum özellikle kullanıcı olmak zorunlu değil ve indirmek gerekmiyor
->Yazan: ESRA..

1. **Yorum**
->Yorumu: Burada muhteşem bilgiler var hepsi birbirinden güzel size de tavsiyeederim. 
->Yazan: Hasan Öğüt.

>>>YORUM YAZ<<<

Adınız:
Yorumunuz: