eğitim öğretim ile ilgili belgeler > Hikayelerden Seçmeler, Öyküler, Kısa Hikayeler

 

Yedi Uyurlar Hikâyesi

Tarsus ilçesi, Mersin'in köklü tarihine sahip eski ve zengin bir kenttir. Arkeolojik kazılar, bu kentin tarihini İ.Ö 7000 yılına kadar götürdüğünü göstermektedir. Tarsus, Kilikya uygarlığının merkezi olarak başladı ve zaman içinde birçok farklı uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Bu nedenle bu tarih dolu ilçe, çok çeşitli kültürlere ve medeniyetlere ait izler taşır.

Tarsus'un tarihi, Bizans'tan Roma'ya kadar uzanır ve bu dönemler boyunca büyük öneme sahipti. Ancak ilginç bir şekilde Tarsus'un tarihi, bu yanıyla pek öne çıkmaz. Bunun yerine, Tarsus'u dünya çapında özel kılan şey, Hristiyanlık tarihinde büyük bir rol oynamış olan Aziz Paul'un doğum yeri olmasıdır. Aziz Paul, İsa'nın 12 havarisinden biri olarak kabul edilir ve Hristiyanlık inancının yayılmasına önemli katkılarda bulunmuştur.

Hititler'den Asurlular'a, Fenikeliler'den Persler'e ve Roma İmparatorluğu'na kadar birçok medeniyet, Tarsus'u önemli bir cazibe merkezi olarak görmüş ve bu kente ilgi göstermiştir. Tarsus'un en parlak zamanlarında, tarihin önemli figürleri arasında yer alan Julius Caesar ve Kleopatra gibi büyük tarihi kişilikler bu kenti ziyaret etmişlerdir. Bu ziyaretler, Tarsus'un tarih boyunca nasıl bir öneme sahip olduğunun bir göstergesidir.

Tarsus'ta köklü bir tarihe sahip olan Eshab-ı Kehf Mağarası, efsanelerle örülü bir hikâyeye sahiptir. Bu efsane, zaman içinde farklı dinlerden dinlere, kavimlerden kavimlere aktarılarak günümüze ulaşmıştır. Mağara ve içindeki Eshab-ı Kehf evliyalarının hikâyeleri, çeşitli versiyonlara sahip olup halk arasında "Yedi Uyurlar Mağarası" olarak da anılmaktadır.

Eshab-ı Kehf Mağarası, her yıl 12 ay boyunca yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Bu gizemli mağara, tarihî ve kültürel ziyaretlerin yanı sıra dua etmek ve dilek tutmak isteyenler için de bir cazibe merkezidir. Mağarayı ziyaret eden bazı kişiler, mağaranın içinden süzülen suların şifalı olduğuna inanarak bu suları yüzlerine sürmektedirler.

Eshab-ı Kehf Mağarası sadece tarihi bir mekân olmanın ötesinde, insanların manevi ihtiyaçlarını karşılamak için gittikleri bir mekândır. Burada tarihin izlerini sürerken aynı zamanda içsel huzur bulma fırsatına sahipsiniz. Bu nedenle Tarsus'un bu mistik ve gizemli mağarası, ziyaretçilerin ruhsal bir deneyim yaşaması için benzersiz bir fırsat sunmaktadır.

 

Eshab-ı Kehf Hikâyesi Nedir?

Hristiyanlık ve İslâmiyet kültürlerinde derin izler bırakan, M. S. 250 yılında yaşanan ve yedi genç insanın öyküsünü anlatan "Yedi Uyurlar" ve "Ashab-ı Kehf" hikâyesi oldukça çarpıcıdır. Bu hikâye, putlara tapmayı reddeden gençlerin dinî zulme karşı direnişini sembolize eder ve hem İslâm hem de Hristiyanlık inançlarında kutsal kabul edilir.

Roma İmparatoru Takyanus veya Diocletianus, bir gün Tarsus'a gelir. Kendisi, Roma İmparatorluğu'nun çok tanrılı dinine bağlıdır ve Hristiyanlığı kabul etmeyen yedi genç insanı huzuruna çağırır. İmparator, onları Roma dinine geçmeye zorlar ve ölümle tehdit eder. Ancak bu gençler, tek bir Allah'a inanarak bu teklifi reddederler. İmparator, düşünmeleri için birkaç gün süre verir.

Bu fırsattan yararlanan yedi genç, dini zulümden kaçmak için bir mağara bulurlar. Ancak Roma hükümdarı, onların sığındığı mağarayı keşfeder ve mağaranın çıkışını kapatır. Allah'ın bir mucizesi olarak bu gençler tam 300 yıl boyunca derin bir uykuya dalarlar. Bu süre zarfında yaşlanmazlar ve uyanmazlar. Bu uzun uykunun ardından gözlerini açan ilk kişi, Yemliha olmuştu. Zamanın akışından tamamen habersiz olan gençler, acil bir ihtiyaçları için Yemliha'yı şehir merkezine göndermeye karar verdiler. Yemliha, şehre doğru yol aldığında büyük bir sürprizle karşılaştı: Roma İmparatoru artık yaşamıyordu ve onun yerine bir Hristiyan lider gelmişti. Bu gelişme, halkın özgürce ibadet edebilmesine ve inançlarına özgürce sahip çıkabilmesine olanak sağlıyordu. Ancak Yemliha'nın yanında taşıdığı paraların geçerliliği sona ermişti ve bu durum onu oldukça şaşırttı.

Şehirdeki insanlar da Yemliha'nın bu tuhaf durumuna şaşırmışlardı. Bu nedenle onu hükümdarın huzuruna götürdüler. Yemliha, hükümdara olan bu ziyaretinde onunla daha fazla bilgi paylaştı. Mağarada altı kişinin daha aynı şekilde uzun bir uykuya daldığını ve şimdi uyanmaları gerektiğini söyledi. Hükümdar, Yemliha'nın anlattıklarına inandı ve bir grup kişi ile birlikte hemen mağaraya doğru yola çıktılar. Mağaranın içine girdiklerinde her şey bir anda gizemli bir şekilde değişti. Yemliha ve diğer altı kişi, birlikte ortadan kayboldular. Bu olay, şehir halkı arasında büyük bir merak ve hayranlık uyandırdı.

Yemliha ve diğer altı kişinin yaşadıkları bu olay, şehirde dilden dile dolaşan bir efsaneye dönüştü. Herkes onları ve gizemli kayboluşlarını konuşuyor, bu olayı anlatıyordu. Ancak bu olayın gerçek anlamını sadece onlar bilebilirlerdi.

Yedi Uyurlar Hikâyesi Kur’an’da Geçiyor Mu?

Bu eşsiz hikâye, Kur'an-ı Kerim'in Kehf Sûresi'nin 18. ve 25. ayetlerinde de bahsedilir. Yedi genç insanın bu uzun uykusu hem Hristiyanlıkta hem de İslâmiyet'te kutsal kabul edilir ve onlar aziz olarak anılırlar. Yedi Uyurlar hikâyesi, büyük öneme sahip ve birçok semavi dinin kutsal metinlerinde anlatılan bir öyküdür. Kehf Sûresi’nde: "Onlar mağaralarında dokuz fazlasıyla üç yüz yıl kaldılar." ifadesiyle başlar. Hikâyenin temel olayı; Yedi genç kişi, inançlarından ötürü zulme uğramaktan kaçınmak için mağaraya sığınır ve tam üç yüz yıl boyunca bu mağarada korunurlar.

Bu yedi genç kişinin yanı sıra onları korumakla görevli sadık bir dostları vardır: “Kıtmir” adını taşıyan bir köpek. Kıtmir kelimesi, "koruyucu" anlamına gelir ve bu sadık hayvan, Ashab-ı Kehf'in mağaralarındaki güvenliklerini sağlamada önemli bir rol oynar.

Ashab-ı Kehf mağarası, günümüzde Mersin iline bağlı Tarsus ilçesinde yer almaktadır. Bu tarihî mağara, Dedeler Köyü yakınlarındaki Encülüs Dağı'nda bulunmaktadır ve Tarsus'un merkezine 12 km uzaklıktadır. Mağaraya giden yol, 15 basamaklı bir merdivenle çevrilidir ve bu merdivenin hemen yanında 1873 yılında inşa edilmiş bir cami bulunmaktadır. Bu cami, Ashab-ı Kehf'in hikâyesinin dini ve kültürel önemini yansıtmaktadır.

Ashab-ı Kehf'in hikâyesi; inanç, sadakat ve adaletin sembolü olarak kabul edilir ve semavî dinlerin birçok öğretisinde vurgulanır. Mağaranın varlığı, bu önemli hikâyenin hâlâ yaşayan bir hatıra olduğunu gösterir ve insanlara inançlarının sarsılmazlığını hatırlatır.

 

“HİKAYELERDEN SEÇMELER, ÖYKÜLER, KISA HİKAYELER ”
SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<


“EĞİTİM ÖĞRETİM İLE İLGİLİ BELGELER ”
SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

Yorumlar

....

9. **Yorum**
->Yorumu: şahane bir site burayı sevdimm 
->Yazan: Buse. Er 

8. **Yorum**
->Yorumu: SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM...
->Yazan: sıla

7. **Yorum**
->Yorumu: valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden yapiyorum.saolun mugladan sevgiler...:).
->Yazan: kara48500..

6. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim.
->Yazan: Tuncay.

5. **Yorum**
->Yorumu: ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. 
->Yazan: efe .

4. **Yorum**
->Yorumu: ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun 
->Yazan: rabia..

3. **Yorum**
->Yorumu: Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim 
->Yazan: pınar..

2. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel site canım ben hep her konuda bu siteyi kullanıyorum özellikle kullanıcı olmak zorunlu değil ve indirmek gerekmiyor
->Yazan: ESRA..

1. **Yorum**
->Yorumu: Burada muhteşem bilgiler var hepsi birbirinden güzel size de tavsiyeederim. 
->Yazan: Hasan Öğüt.

>>>YORUM YAZ<<<

Adınız:
Yorumunuz: