Eğitim Öğretim İle İlgili Belgeler > Kitap Özetleri > Roman Özetleri

İKİ SÜNGÜ ARASINDA ROMAN ÖZETİ (2) (KİTAP ÖZETİ, ROMAN ÖZETLERİ)

 

Yazarı: Aka Gündüz

 

Romanda; cemiyetle kendi ruh dünyası arasında bir uzlaşma sağlayamayıp kendini toplumdan soyutlayan bir insanın tekrardan topluma kazandırılması ele alınmıştır. Dönemin devlet ve toplumsal alanlardaki eksikliklerinin bireylere olumsuz yönde etki etmesi ana fikri etrafında kurgulanmış olan romanın ana kahramanı Emine’dir.

 

Emine genç yaşta anne ve babasını kaybetmiş, daha sonra abisinin sürgüne gönderilmesi ve dadısının felç geçirip Darül’acezeye gönderilmesi üzerine yalnız kalmış, hayatın gerçek yüzüyle karşılaşıp, feleğin sillesini yemiş olan bilgili, kültürlü ve güzel bir genç kızdır.

 

Roman bir mahkeme salonunda başlar. Emine hapishane müdürünü yaralamaktan yargılanmaktadır. Sorulan her soruya daha sert ve hakaret derecesi varan cevaplar vererek, kendisinin bir an önce hapishaneye geri gönderilmesini istemektedir. Ancak onun savunmasını yapan avukat, Emine’nin normal bir insan gibi davranmadığı belirtip onun tıbbi bir kontrolden geçirilmesinin gerektiğini bildirir. Bunun üzerine hakimler Emine’nin hastaneye gönderilmesine karar verir.

 

 

Bu karar üzerine Emine’nin yanına iki jandarma verilerek, tutuklu bulunduğu hapishaneye gönderilir. Yolda giderken medrese öğrencilerinden tutun da hamamdan dönen kadınlara kadar toplumun her kesiminden insan onu aşağılayıcı bir tavır ve üslupla eleştirir. Ancak o bunları pekte umursuyor görünmemektedir. Onun amacı bir an önce hapishaneye, yani huzur bulduğu yere gidebilmektir.

 

Hapishaneye gelir gelmez diğer mahkumlar etrafına üşüşür ve ona sorular sorarlar. O da başından geçenleri ve hastaneye sevk edildiğini alaycı bir eda ile anlatır. Aslında o bunları umursamıyor görünmektedir. Onun tek umursadığı yanındaki jandarmaların silahlarındaki iki süngünün ona verdiği rahatsızlıktır. Diğer mahkumların yanındaki umursamazlığını yalnız kalınca yitiren Emine göz yaşlarına hakim olamamış ve bu göz yaşları içerisinde uyuya kalmıştır.

 

Emine artık hastanededir. Orada da gözüne çarpan ilk şey hastaneye girip çıkan iki süngülünün arasındaki insanlar olmuştur. Emine’nin buraya gelmesine sebep olan avukatı Mehmet Efendi doktorla konuşup ona Emine’yi yedi senedir tanıdığını ve onun hastalığının tedavi edilmesini ister. Avukat doktora Emine hakkında bazı bilgiler verir ve Emine’nin davranışları doktorda merak uyandırır.

 

Emine hastaneye geldiğinden beri herkes ona oldukça iyi davranmakta ve sokaktaki insanların aksine sanki aralarından biriymiş gibi davranmaktadırlar. Fakat şimdiye kadar sokaktaki insanlar tarafından hep aşağılanarak görülmeyi alışmış olan Emine’yi bu durum rahatsız etmekte ve biran önce huzur bulduğu tek yer olan hapishaneye dönmek istemektedir.

 

Ancak onun istediği gibi olmaz. Emine’yi tertemiz bir odaya götürüp ona banyo yaptırırlar. Yeni elbiseler giydirirler. Yedi senedir küf kokan ot yastıklarda yatan ve hapishanenin kendine özgü havasına alışmış olan Emine bu durumu yadırgamıştır. Yedi yıldır hapishanede yediği kuru ekmekten sonra burada yediği yemekler onun kendisini bir sarayda hissetmesine neden olmuştur. Emine artık herkesin hor gördüğü o adi hırsız, o namussuz insan değil de sanki bir masalın prensesi gibidir. Emine bu duygular içinde uykuya dalar.

 

Ertesi gün mükemmel bir kahvaltı yapan Emine aynaya baktığında neredeyse kendini tanıyamayacak hale gelmiştir. Yüzüne bir canlılık, bir güzellik gelmiştir. Bu güzel başlangıcın devamında Emine’yi bahçeye çıkarırlar. Emine’nin yanına giden doktor ona sanki bir mahkumu tedavi ediyormuşçasına değil de sanki kibar bir hanımın gönlünü fethetmek istercesine ilgi göstermiş ve her insan gibi Emine’nin de iyi ve güzel yanlarının olduğunu ve onları beraber bulabilecekleri anlatmış ve bu yolda ondan da yardım ve rıza istemiştir.

 

Emine artık bir bakıma razı olmuştur. Doktora hayat hikayesini anlatmaya başlar. Anne ve babasını daha çok küçükken kaybettiğini, daha sonra abisi ve dadısıyla beraber yaşamaya başladığını, abisinin devlet tarafından Trablusgarp’a sürülmesini ve bunu duyan dadısının felç geçirip Darül’acezeye kaldırılmasını anlatır. Dadısı olmasa bu bataklığın içine yedi sene önce değil daha önce düşeceği anlatır. 15 yaşında yapa yalnız kalan Emine bir süre komşularda kalmış (bilgi yelpazesi. com) bir süre de komşular onun evinde kalmıştır. Ancak Emine onlara yük olduğunu düşünmüş ve abisinin çalıştığı gazetenin patronundan yardım istemeyi düşünmüştür. Nitekim abisi ona patronunun ne kadar iyi bir insan olduğunu daha önce sık sık anlatmıştır.

 

Emine gazetenin patronuna giderken yolda karşılaştığı komşunun onun namusuna söz gelebileceği şeklindeki konuşmaları Emine’yi kızdırır ve gereken cevabı verir. Gazetenin patronunu bulup ona kendisini tanıtır ve ondan ya öğretmenlik yada yanında kalabileceği bir aileye dadılık yapmak için iş bulmasını ister. Gazetenin sahibi ona ertesi gün gelmesini söyler.

 

Ertesi gün gittiğinde yaşı küçük olduğu için öğretmenlik yapamayacağını ancak gazetenin sahibinin iki çocuğu olduğunu ve onlara öğretmenlik yapabileceğini anlatır. Emine bunu kabul eder ve o gece uyurken abisini rüyasında görür, perişandır ve süngülerin ucunda dürtülerek bir yere götürülmektedir. Havanın sıcaklığının iyice artmasının neticesinde müdür (doktor) ile sohbetlerine ara verdiler.

 

Emine’nin daha sonraki gün yaptığı ilk iş hapishanedeki arkadaşlarına mektup yazıp, mekandan duyduğu rahatsızlığı ancak buradaki insanların sanki birer melek olduklarını anlatıp vazgeçemediği sigara için hapishanedeki arkadaşlarından alacaklarını ona bir gardiyan ile göndermelerini ister. Ve sanki bu hastanede bir sığıntı gibi olduğunu asıl yerinin hapishanenin rutubet kokan soğuk atmosferi olduğu anlatır.

 

Bu arada mektup bir mahkumdan gönderildiği için ilk önce hastane müdürüne getirildi. O da Emine’ye karşı mektubun gönderilmiş olduğuna inanması için bir oyun hazırlığı yapıp mektubu göndermemiştir. Bunun yerine sanki hapishaneden gelirmiş gibi bir mektup ve biraz para doktoru tarafından gönderilir. Emine’nin mektubundan hapishanedeki insanlardan hakkında bilgi edindiklerinden ona göre bir rol oynanmıştır. Bu mektupta Emine’yi olumlu yönde telkin etmek için ve onun orada iyi şeyler yapmasını içerikli bir mektup yazılmıştır. Bunun üzerine Emine artık mahpus arkadaşlarından da soğumuş ve hapishaneye döndüğünde yalnız yaşayabileceği bir hücre istemeyi düşünmüştür.

 

Sonraki gün doktoru ile öylesine sıradan bir konuşma yapan Emine, ona doktorunun ‘’Hanım’’ diye kendisine hitap etmekten duyduğu rahatsızlığı anlatmıştır. Sohbetin ilerleyen bölümlerinde doktor Emine’yi bir gün önce yarım bıraktığı hayat hikayesini anlatmaya razı eder.

 

Gazetenin patronunun evinde her geçen gün huzursuzluk biraz daha artmaktadır. Evin hanımı Emine’nin güzelliği ve kültürlülüğünü çekememekte ve kıskançlık göstermektedir. Nitekim Emine onların kavgasına şahit olur. Evin en eski çalışanlarından olan dadı Emine’yi evin beyinin çapkınlığı hakkında uyarır, ama Emine aralarında baba-kız ilişkisinden başka bir ilişki olamayacağını sert bir üslup ile ona anlatır. Emine artık kendine karşı cephe alındığındı iyiden iyiye hissetmiş ve evin beyinden kendisine erkek olmayan bir çalışma ortamı bulmasını ister. Ancak evin beyi Emine’ye kendisinin abisinin bir emaneti olduğunu ve abisinin İstanbul’a dönünce Emine’yi önce kendisinden soracağını anlatıp başka yere gitmesine izin vermez.

 

Bunun neticesinde Emine’yi bütün ev ahalisini topladığı bir toplantıda ateşli bir şekilde savunmuş, ona karşı olanı işinden ve evinden atmakta bir an olsun tereddüt etmeyeceğini ve gerekirse bu uğurda evliliğini bile sona erdirebileceğini söyler.

 

Bu olayların ardından Emine’ye karşı olan açık düşmanlık gizli odalar arkasına saklanmış ama yok olmamıştır. Bu Emine’nin ilk kez cemiyete girmesidir ve ne yazık ki tanışması bozuk bir cemiyetle olmuştur. hatta görüştüğü pek çok ailenin de iyiliğe, insanlığa ve cemiyet düzenine benzer hiçbir şey olmadığını görür.

 

Bu noktada doktor konuşmaya girer ve ona başkatibi İhsan Bey’in de zamanında bir mahkum olduğunu ve onu topluma nasıl kazandırdıklarını anlatır. İhsan’ın hayatındaki çizgiden bahseder, Emine anlattıklarından oldukça rahatladığını ve bu rahatlamanın onu feraha erdirdiğini anlatır. Doktora kendisine inanıp güvenmesi karşısında kayıtsız şartsız yardımcı olacağının habercisi olan “baba” sözcüğü ile hitap eder.

 

İlerleyen zamanlarda Emine doktora normal hayata bir türlü uyum sağlayamadığını ve bu hayatın bir yapıştırma hayat olduğunu ve güzel, pembe rüyanın bir gün sona ereceğine inandığından bahseder. Doktor Emine’yi telkin ettikten sonra ona hikayenin diğer yarısını anlatması için yol açar.

 

Evde daha da kötüye giden işler evin hanımının Emine’yi kendi dadısının oğluyla evlendirmek istemesi ile zirve noktasına ulaşır. Evin beyi buna da geçerli mazeretler gösterip karşı çıkar ve Emine’ye sorar, Emine de eğer onlara fazlalık etmiyorsa bu evlilikte rızası olmadığını beyan eder.

 

Hanımın bu oyunu da başarıya ulaşmayınca beyden kendisi ile Emine arasında bir seçim yapmasını ister. Evin beyi Emine’yi tercih edince de kendisini dadısının oyuna gelmiş masum iyi niyetli biri olarak ortaya koyar, böylece olay kapatılmış olur. Ancak bu olayın kapatılması büyük bir kavga ile kapatılır.

 

Feleğin kötü bir oyunu olsa gerek ki evin beyi 2, 5 ay sürecek olan demir yolu açışında devlet tarafından görevlendirilir. İlk zamanlarda Emine ile pek uğraşmayan gizli ittifak birkaç gün sonra Emine’ye karşı harekete geçer. Ve bu zehirli ağaç meyvesini çok geçmeden verir.

 

Nitekim bir gün konağa polisler gelir ve hanımın pırlanta yüzüğü ve küpesinin kaybolduğu söylerler ve Emine’nin odası da dahil olmak üzere evdeki her yer aranır ama bir şey bulunamaz. Evin hanımı bu pırlantaların kendisine sultanın düğün armağanı olduğu ve ona sorduğunda polislerin bu olayı çözemediğini söylemesinin polisler açısından pek iyi bir izlenim uyandırmayacağını söyleyip bir bakıma onları suçluyu bulmaya mecbur etti. Bunun üzerine dadı evin en eski çalışanı Emine’de evin en yeni çalışanı olduğundan merkeze sorgulanmaya götürülür. Burada ince bir aramadan geçirilmişler ve Emine’nin çantasındaki küçük bir delikten küpe ve şemsiyesinin kırmasından yüzük çıktı. Bunun üzerine Emine iki süngü arasında cezaevine gönderildi.

 

Ertesi karakola getirildiğinde suçsuz olduğunu, kendisine bir oyun oynandığından söz etti ancak nafile bir çabaydı bu. Masumiyetini ispat edemeyeceğini anlayınca, mahkemeye giderken en azından bu iki süngülü ile gönderilmemesini yanına bir sivilin verilmesini istedi ama kaçarsın mazereti ile bu isteği geri çevrildi. Emine odadan çıkarken polis şefi ona “kaltak” diye bağırdı, Emine’nin hayatında bu sözler pek çok değişmişti ama değişmeyen tek şey iki süngülüydü.

 

Sonra mahkemeye çıktı ve suçlu bulundu, mahkemeden de tek isteği iki süngünün ondan uzak olmasıydı ama o insanlar arasında hep iki süngü ile gidip geldi. Onu bu iki süngünün utancından kurtarabilecek olan tek şey ise hapishanenin soğuk duvarlarıydı.

 

İlk cezasının bitiminde serbest bırakılması için ikamet belgesi istediler ve bu belgeyi almaya giderken de iki süngü yanından eksik olmadı. Evine geldiğinde muhtar ve imam tarafından kiraya verilmiş olduğunu gördü, kiracıları evden çıkarmak mümkün değildi, muhtar insafa gelip onu evine kabul etti.

 

Muhtarın evinde de kem talihi onu yalnız bırakmadı. İki süngüden kurtulmuştu kurtulmasına ama bu kez etrafını sözden süngüler sarmıştı. Muhtarın karısının Haberleşme Kaleminde katip Ahmet adında bir yeğeni vardı. Ahmet kötü niyetini çok zaman geçmeden ortaya koyup Emine’ye saldırdı, Emine de duvardaki bir hançerle iki elini birden kesti. Biraz sonra apar topar tartaklanarak karakola götürüldü. Ahmet’in yalan ifadesi neticesinde yine iki süngü arasında adam yaralamadan mahkemeye gönderildi. Mahkeme de ardı ardına gelen iftiralar Emine’ye hapishanenin duvarlarını özlettirdi ve suçu kabul etti. Cezasının bitiminde uydurma bir yankesicilikle tekrardan hapishaneye döndü.

 

Emine’ye bir defasında savcı “sen adam olmazsın” demişti, Emine de cevaben “o süngüleri alırsanız olurum dedi” . Doktor bu noktada konuşmaya girip o süngülerin acısını kendilerinin dindireceklerini söylese de Emine buna karşı çıktı çünkü; süngülerin acısı oldukça o insanlığını hatırlayacaktı. Düzeni kuran, koruyan, temsilcisi olan iki süngünün aslında göründüğü gibi sade olmadığını, insanlık onurunu kırıcı, toplumsallık, insanlık ve çağdaşlıkla asla bağdaştırılamayacağını anlattı. Onun için hayatın, insanların hiç önemi yoktu tek istediği bu iki süngünün gölgesinden kurtulup huzur güneşinin sıcaklığını iliklerine kadar hissetmekti ve uğurda canını bile seve seve verirdi.

 

Emine’nin rüyaları gerçek olmuştu sanki, son celseye süngüsüz gidiyordu. Daha önceden de anlaştıkları gibi duruşma esnasında deli rolü oynayacaktı. Nitekim bütün mahkeme heyeti buna inandı ve savcı Emine’nin beraatini istedi.

 

Bir sonraki evre toplumun Emine’ye bakış açısının Emine üzerinde uyandırdığı olumsuz etkiyi kaldırmaktı. Bu arada doktor İhsan’a, İhsan’nın Emine’yi sevdiğini anlayıp Emine’nin de ona karşı ilgisiz olmadığını ve ikisinin evliliklerinin kendisini mutlu edeceğini bildirdi. İhsan elini öperken de çıldırıp ölen oğlunu hatırlayıp için için ağladı.

 

Emine sonrası için endişelidir ve ne olacağını doktora sorar, doktor da bu sorusunun cevabının İhsan’da olduğunu söyler. Emine İhsan’a her soruşundan net bir cevap alamamaktadır ama bir gün İhsan onun hayatındaki süngülerin yerini kendisinin almak istediğini söyler ve Emine’den olumlu cevap alır. Ancak geçmişleri onları rahat bırakmayacaktır. Doktor bu iki insana son bir iyilik yapıp bunlara uydurma bir geçmiş hazırlar ve bunu usulüne uygun bir biçimde yapar.

 

Bu arada İhsan’ın Selanik hastanesine müdür olarak tayini çıkmıştır. Birkaç gün içerisinde İznik’te evlenmişler ve Selanik’e gitmek için vapur iskelesine gelmişlerdir. Derken vapur iskeleden ayrılır, arkalarında uzun beyaz bir köpük, önlerinde iki süngü arasından sıyrılmış yeni bir hayat...

 

Romanın Ana Fikri

 

Bu romanın ana fikri, hiç kimseye neyin nasıl, ne sebeple olduğunu bilmeden önyargıyla yaklaşmamak gerektiğidir.

 

Bir insan ne yaşamışsa yaşamıştır. İnsan insandır.



“ROMAN ÖZETLERİ ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

“KİTAP ÖZETLERİ ”
SAYFASINI GÖRMEK İSTERSENİZ

>>>TIKLAYIN<<<

“EĞİTİM ÖĞRETİM İLE İLGİLİ BELGELER ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

EKLEMEK İSTEDİKLERİNİZ VARSA AŞAĞIDAKİ "Yorum Yaz" kısmına ekleyebilirsiniz.


Yorumlar

..

9. **Yorum**
->Yorumu: şahane bir site burayı sevdimm 
->Yazan: Buse. Er 

8. **Yorum**
->Yorumu: SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM...
->Yazan: sıla

7. **Yorum**
->Yorumu: valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden yapiyorum.saolun mugladan sevgiler...:).
->Yazan: kara48500..

6. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim.
->Yazan: Tuncay.

5. **Yorum**
->Yorumu: ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. 
->Yazan: efe .

4. **Yorum**
->Yorumu: ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun 
->Yazan: rabia..

3. **Yorum**
->Yorumu: Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim 
->Yazan: pınar..

2. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel site canım ben hep her konuda bu siteyi kullanıyorum özellikle kullanıcı olmak zorunlu değil ve indirmek gerekmiyor
->Yazan: ESRA..

1. **Yorum**

->Yorumu: psikolojim bozuldu bu kitap yüzünden.
->Yazan: farklı.

>>>YORUM YAZ<<<

Adınız:
Yorumunuz: