Eğitim Öğretim İle İlgili Belgeler > Kitap Özetleri > Roman Özetleri

KİMSECİK (1), (2), ÖZET (3) KİTAP ÖZETİ ROMAN ÖZETİ

 

Yazarı: YAŞAR KEMAL

 

Eserin Konusu

 

Enver Paşa dönemindeki Rus savaşı nedeniyle Van’dan Çukurova’ya göçmek zorunda kalan bir aile ve onların yaşadıkları eserin konusunu oluşturur.

 

Esrin Ana Fikri

 

Suçlular er geç cezalandırılır. Bu cezalandırma yasal olmasa da…

 

Eserin Özeti

Kimsecik 1

 

Çocuklar yine pıslanpatır oynamaya çıkmışlardır. Salman her zaman olduğu gibi taş avlunun köşesinde kıpırtısız durmaktadır. Pıslanpatır bir tür saklambaç oyunudur. Çocuklar bu oyunu hava kararınca oynarlar.

 

Mustafa çocukları sayar, tam dokuz kişilerdir. Çocuklardan biri: “Aşık Ali fazla” der. Aşık Ali de: Ben oynamam öyleyse” der. Çocuklar iki gruba ayrılır. Kuş Memet de Mustafa’nın grubuna düşmüştür. Oyuna başlamak için yazı tura atılır. Mustafalar saklanacaktır. Mustafa Aşık Ali’yi de çağırır. Çocuklar oynamaya başlar. Bütün çocuklar bulunur ancak sadece Mustafa’yla Memet kalmıştır. Onlar Memik Ağa’nın kanayan ağacının kovuğuna saklanır, daha sonra Zalımoğlu eşkıyasının saklandığı taşın arkasına, Osman’ın atıldığı kuyunun yanına… Derken uzun bir çaba sonunda Tay Mustafa’yla Kuş Memet bulunurlar.

 

 

Tay Mustafa köyde ayakkabısı olan tek çocuktur. Yakın arkadaşı Kuş Memet’tir. Diğerleri; Aşık Ali, Tırtıl Yusuf, Sakırga Muslu, Hıdır’ın oğlu, Cinoğlan, Kel Mıstk, Çocuk Nuri…

……

İsmail Ağa ve ailesi Van gölü kıyısında yaşamaktadır. Enver Paşa dönemindeki Rus savaşı sırasında memleketlerinden göç etmeye karar verirler. Güneye doğru göç etmeye başlarlar. Yiyecekleri bitince geçtikleri köyleri yağmalayarak ilerlemeye devam ederler. Kurşunları da bitince çaresiz kalırlar. Açlıktan, hastalıktan ve yağmalama sırasında İsmail Ağa birçok akrabasını göç yolunda toprağa verir.

 

Bitkin bir şekilde ilerlerken yolda, her yanı yara içinde bir çocuk bulurlar. Onun kurtlanmış yaralarını iyi edip yanlarına alırlar. İsmail Ağa onu oğlu gibi benimser ve çok sever.

……

Artık kesip yiyecek sığırları da kalmamıştır. Bir buçuk yıldır yoldadırlar. Ellerinde kalan tek değerli eşya İsmail Ağa’nın karısı Zero’nun belindeki altın kemerdir. Bu kemeri düğününde Zero’ya ağabeyi Eşkıya Mahiro takmıştır. Zero durumu anlayıp kemeri İsmail Ağa’ya verir. O da kemeri gömleğinin içine bağlayıp tek başına onu satacak birilerini bulmaya gider. Bu sırada Niyazi adında bir tütün kaçakçısına rastlar. Niyazi ona; Adana, Maraş, Antep diyarındaki bütün Kürtlerin beyi olan Haşmet Bey ve onun zenginliğinden bahseder. İsmail Ağa da Niyazi’yle birlikte kemeri satmak için Haşmet Bey’e gider. Haşmet Bey önce kemeri almak istemese de İsmail Ağa’nın ısrarıyla kemeri satın alır. Ancak İsmail Ağa’ya çok parası olunca gelip kemeri kendinden almasını söyler. Haşmet Bey İsmail Ağa’yı Çukurova’daki arkadaşı Arif Bey’e gönderir. Arif Bey onu Çukurova’da bir Ermeni konağına yerleştireceğini söyler. İsmail Ağa anasının vasiyeti üzerine bunu kabul etmez. Çünkü anası ona, yuvası bozulan kuşun yuvasında öteki kuşun barınamayacağını söylemiştir. Arif Bey bunu saçma bulur, sinirlenir ve İsmail Ağa’yı Çukurova’nın bir kuytu köyüne gönderir. İsmail Ağa ve ailesi çadırlar kurup bu köye yerleşirler. Köylü onun Arif Bey ile arasında geçenleri duymuş ve ona büyük saygı göstermeye başlamıştır. Daha sonra İsmail Ağalara bir konak yaparlar.

 

İsmail Ağa’nın Haşmet Bey’den kemer karşılığı aldığı para tükenmiştir. O da kardeşi Hasan ile birlikte Memik Ağa’ya iş istemek için gider. Orada kökçülük yapmaya başlarlar. Memik ağa’ya tarla açmak için kök sökerken Zalımoğlu Halil ile tanışırlar. Halil de Çukurova’ya çalışmak için gelmiştir. Memik Ağa’nın yanında da yedi yıldır çalışmaktadır. Köyüne dönerken Memik Ağa’dan yedi yıllık parasını alacak ve köyünde bekleyen yavuklusu İpekçe ile evlenecektir. Ancak Memik Ağa Halil’in parasını vermeyecek, o da Memik Ağa’nın konağını yakacaktır.

 

İsmail Ağa kökçülük yaparken Haşmet Bey onu yanına çağırtır. O da hiç düşünmeden işini bırakıp gider. Haşmet Bey İstanbul’a, Adana’ya, Mersin’e sığır, koyun, tosun, at sevk etmektedir ve bu işlerini de İsmail Ağa’nın idare etmesini ister. İsmail Ağa bu teklifi kabul eder. Yeniden eski zenginliğine kavuşur.

Göç sırasında yolda buldukları çocuk İsmail Ağa’yı babası olarak görmektedir. Adı Salman olan bu çocuğa İsmail Ağa her gittiği yerden ona hediyeler getirir. O köy çocukları içinde en iyi giyinen, yiyen ve yaşayandır.

 

İsmail Ağa maddi durumunu düzeltmiştir. Ancak kimsenin anlayamadığı bir derdi vardır. Çocuğunun olmadığına üzülmektedir. Çok üzülmesine rağmen Zero ile bir oğulları olur. Çocuğunun adını İsmail Ağa’nın daha önceden tanıdığı ve milletvekili olan Arif Saim Bey koyar. Çocuğa törenlerle, kurtarıcı cumhurbaşkanının adı konulur. Mustafa…

 

İsmail Ağa Mustafa’yı çok sevmektedir. Salman ise Mustafa’yı kıskanmaktadır. Her fırsatta Mustafa’ya zarar vermeye çalışır.

 

Salman büyümüş, serpilmiştir. İsmail Ağa’nın koruyuculuğunu üstlenmiştir. Mustafa da dahil, köyün bütün çocukları Salman’dan çok korkmaktadır. Hepsi de bir gün Salman’ın kendilerini öldüreceğini düşünmektedir.

 

Mustafa bir gün Salman’ın al taya yaptıklarını görür. Salman tayla ilişkiye girmektedir. Mustafa bunu önce Kuş Memet’e anlatır. Daha sonra nasıl olmuşsa bütün köy bunu öğrenmiştir. Gün gelir İsmail Ağa’nın emriyle bu tay satılır. Salman deliye döner. Dağa çıkıp köyü kurşun yağmuruna tutar. Bütün köy çocukları ortadan kaybolmuştur. Salman’ın korkusundan (bilgi yelpazesi.net) hepsi bir deliğe saklanmıştır. Köylü, çocukları günlerce arar ama bulamaz. İsmail Ağa da Mustafa’yı bulamayınca deliye döner. Salman’ın bütün silahlarını elinden alır. Sonra Salman da ortadan kaybolur. Al taydan sonra İsmail Ağa’ya sevdalı olan Dal Emine Salman’ın ikinci kadını olmuştur.

 

Çocuklar Salman’ın silahsız kaldığını anlayınca saklandıkları yerlerden çıkarlar. Ama hiçbiri nereye saklandığını söylemez.

 

İsmail Ağa Salman’ı affetmiştir. Onu kendine ait başka bir çiftliğe, oradaki işlerini idare etmesi için gönderir. Çiftlikte kalan kahya Müslüm Ağa ona yardımcı olacaktır. Salman, Müslüm Ağa’ya sürekli “Babamı öldürecekler. ” demektedir. Bir gün silahını kuşanıp, atına atlayıp İsmail Ağa’nın çiftliğine gider ve onu yüreğinden hançerler.

 

Kimsecik 2

 

Salman kaçmıştır. Bütün köy onu aramaktadır. Kimse bu duruma bir anlam verememektedir. Salman daha sonra Müslüm Ağa’yı da öldürüp çiftliğin kapısına cesedi asar.

 

Köy Salman korkusuyla yaşarken İsmail Ağa’nın çobanlarından biri olan Cemşit koşarak köye gelir. Elinde baş çobanın kellesi vardır. Cemşit Zero Hatun’a Salman’dan getirdiği haberleri anlatır: Baş çobanı Salman öldürmüştür. Sürüyü de alıp gitmiştir. Satacaktır. İsmail “Ağa’nın malının yarısı Mustafa’nınsa yarısı da benim. Babamın malını onlara yedirmem. ” demektedir. Mustafa’yı da bu yüzden sağ koymayacaktı. Bu kesik baş da konağın kapısına asılacaktır, kimse onu oradan kaldırmayacaktır, kaldıran olursa o da öldürülecektir. Kesik baş günlerce konağın kapısında asılı kalır. En sonunda Zero Hatun jandarmaya haber vererek onu kapıdan indirtir.

 

Zero, Salman’ı öldürtmek için adamlar tutar. Salman’ı öldürmek için gidenlerin hiçbirinden ses çıkmaz. Daha sonra bunu duyan ne kadar eşkıya vasa Zero Hatun’a gelir. Salman’ı öldüreceklerini söyleyip para isterler. Zero, çaresiz her seferinde istedikleri parayı verir, ama bir sonuç alamaz. Köyde Salman üzerine birçok hikaye ortaya çıkar. Kimi: “Salman kendini efsunlatmış, ona kurşun geçmiyormuş. ” demekte; kimi de “Salman öldürülmüş, Zero boşuna adam tutup dağa yolluyor. ” demektedir.

 

Bir gün köyde kesilmiş üç çocuk başı bulunur. herkes Salman’dan şüphelenmektedir. Mustafa artık iyiden iyiye korkmaktadır. her yerde Salman’ın hayalini görür. Korkudan deliye dönmek üzeredir. Bu arada bir gece İsmail Ağa konağı yanar. Bazıları konağı Salman’ın ateşe verdiğini iddia ederler.

 

Mustafa’nın Salman’dan korkusu gittikçe artmaktadır. O kadar ki; bir gün berbere gidip saçını kazıttırır. Çünkü Salman’ın, kendisini saçlarından tutup kellesini keseceğini düşünmektedir. Bu Salman korkusu o kadar artar, o kadar artar ki bir gece Mustafa evden kaçar. Zero deliye döner. Bütün köy Mustafa’yı arar ama bulamaz. Sonunda onu Kuş Memet bulur. Mustafa; o çok korktuğu, içinde yarasaların, yılanların, çıyanların olduğu mağaraya saklanmıştır. Kuş Memet Zero’yu mağaraya götürür ve Mustafa’yı oradan çıkarırlar.

 

Kimsecik 3

 

Mustafa zamanla üzerinden o mağaranın korkusunu atar. Memet’le oyunlara dalarlar. Ama ne var ki Salman korkusunu üzerinden hala atamamıştır. Salman’dan da uzun süredir ses seda çıkmamaktadır. Bu sıralarda köyde bir kara atlı dolaşmaktadır. Bu atlı köye gün batınca gelir, köyde dolaşır ve onun geldiğinde kimse evden çıkamaz. Kimileri onun Salman olduğunu sanmaktadır. Salman’ın korkusu iliklerine işleyen Mustafa, bu kara atlıyla ilgili de korkunç hayaller kurmaya başlar. Bir gün sabaha karşı evden çıkıp kasabaya gider. Sırf bu kara atlı ve Salman’ın korkusundan kaçmıştır ama bunu kendisine itiraf edemez.

 

Kasabada babasının dayısı Emir Ağa vardır. Mustafa onun konağına gider. İsmail Ağa Van’dan dayısı Emir ağa ile göçmüştür. Onları kasabaya İsmail Ağa yerleştirmiştir, onlara çok da maddi yardımda bulunmuştur. Emir Ağa ve karısı Selver Ana bu sadakatle Mustafa’yı evlerine alırlar. Ancak Mustafa onlara, kendisini Zero Hatun’un gönderdiğini, daha sonra onun da geleceğini söylemiştir. Mustafa kasabada, Emir Ağa’nın oğulları Haydar ve Aho ile arkadaşlık etmeye başlar. Onlara uzun uzun Salman’ı ve kara atlıyı anlatır. Haydar ve Aho’nun ağabeyleri Kero, sürekli Mustafa’ya korkusundan kaçtığını, Salman’ın İsmail Ağa’yı onun yüzünden öldürdüğünü, gidip Salman’a onun yerini haber vereceğini söylemektedir. Haydar da, Aho da, Mustafa da Kero’dan nefret etmektedir.

 

Mustafa, Haydar ile Aho’ya Van’dan göçtüklerini, tekrar oraya giderlerse mutlu olacaklarını anlatır. Bir gün hep birlikte oraya gitmeye karar verirler ve yola çıkarlar. Gün kararınca geri kasabaya dönerler. Emir Ağa onların bu davranışlarını anlamsız bulur ve onlara Van’dan Çukurova’ya bir buçuk yılda nasıl göçtüklerini anlatır. Mustafa daha sonra Haydar ve Aho’nun aklına girerek onları kendi köyüne götürmeye kalkar. Giderlerken gece vakti bir ağacın altında uyuyakalırlar. Onları arayan Emir Ağa, Selver Ana ve Kero çocukları bulduğunda, Kero Mustafa’ya ağzına galeni söyler ve kardeşlerini bir güzel döver. Mustafa’ya böyle davrandığı için annesi ve babası Kero’ya kızarlar.

 

Annesi Kero’ya, Mustafa’nın babasına minnettar olduklarını, bu duruma onun sayesinde geldiklerini, Mustafa’nın da İsmail Ağa’nın yadigarı olduğunu ve gidip ondan özür dilemesini söyler. Anasını kıramayan Kero gidip Mustafa’nın gönlünü alır. Kero Mustafa’ya ertesi gün birlikte tarlaya gitme sözü verir. Mustafa buna çok sevinir. Ertesi gün birlikte tarlaya giderler. Kero, Mustafa’ya kaldıramayacağı işler yükler. Bu durum karşısında da ona küçümseyen gözlerle bakar. Bir ara buraya neden geldiğini doğruca söylemesi için Mustafa’ya adeta yalvarır. Onun yalan söylemesine dayanamaz. Ona: “Buraya Salman’dan korktuğum için geldim desen ölür müsün?” der ama Mustafa bunu kabullenmemekte direnir.

 

Mustafa’nın çalışmaktan her yanı yara içinde kalmıştır. Onlar çalışırlarken yoldan geçen Selami Bey adında biri tarlaya uğrar. Kero onu büyük bir hürmetle karşılar. Mustafa’yı tanıtır. Onun Salman’dan korktuğu için kendilerine sığındığını söyler. İsmail Ağa’yı, Salman’ı, Mustafa’yı ve onların başına gelenleri bire bin katarak anlatır. Selami Bey ise vahlar çekerek Kero’yu dinler. Kero bir de Selami Bey’e Zero Hatun’la evlenirse onları bu durumdan kurtaracağını söyler. Mustafa’ya da annesini bu konuda razı etmesi için adeta öğüt verir. Daha sonra Selami Bey yanlarından ayrılır. Onlar da işlerine devam ederler.

 

Aradan günler, haftalar geçer. Sürdükleri tarla bitmek üzeredir. Kero tarlaya her uğrayana Mustafa’nın hikayesini akıl almaz uydurmalarıyla anlatır. Kero’nun aşağılamalarına ve işkenceye varan davranışlarına dayanamayan Mustafa köyüne gitmeye karar verir ve Kero’dan kaçar. Köyüne vardığında kapıyı çalacak mecali kalmamıştır. Zero onu kapının önünde bulduğunda hali çok kötüdür. Çok zayıflamıştır ve her yanı yara içindedir. Mustafa’nın geldiğini duyan bütün köy konağa dolar. Köydeki merhemci kadınlar Mustafa için çeşitli otlardan merhemler kaynatırlar.

 

Mustafa gittiğinde onun yok olması üzerine köyde birçok söylenti çıkmıştır. Kimine göre onu Salman kaçırmıştır. Kimine göre ise köye ikindi üstleri gelen kara atlı…

 

Mustafa tamamen iyileşmiş ve eski günlerine dönmüştür.

 

Salman korkusu, yani ölüm korkusu Mustafa’nın iliklerine işlemiştir. Herkese ölümü, öldükten sonra ne olacağını,ölünce nasıl bir yere gidileceğini sorar, cennet ve cehennem hakkında bilgi edinmeye çalışır. Ölüm korkusu çok defa onun korkunç hayaller görmesine neden olur. Elinde kanlı hançeriyle Salman’ı, onun başlarını kestiği çocukları ve kedileri görür.

 

Mustafa da Kuş Memet de köylünün kendilerinden bir şeyler sakladığını düşünmektedir. Düşünür taşınır bunun ne olduğunu bulamazlar. Sonunda çocuk Nuri’yi oyuniçin çağırıp onu konuşturmayı planlarlar. Nuri anlatmaya başlar: Salman her gece köye gelmektedir. Her geldiğinde Dal Emine’ye uğramaktadır. Köylü de Emine ile Salman’ın yaptıklarını izlemektedir. Salman Emine’ye Mustafa’yı öldüreceğini söylemektedir. Emine ona engel olmak istemektedir ama Salman kendisini de ölümle tehdit edince bundan vazgeçer. Bu arada Salman dışarı çıkıp bütün köylüyü (bilgi yelpazesi.net) karşısında bulmuş ve kendisini izlediklerini anlamıştır. Bağırıp çağırıp onları da tehdit eder, Mustafa’yı en kısa zamanda öldüreceğini söyler. O gidince emine de köylüye, Salman’a Mustafa’yı öldürmesi konusunda engel olmaya çalıştığını ancak başaramadığını, Salman’ın da kendisini en kısa zamanda öldüreceğini Mustafa’ya duyurmamalarını söyler. Nuri bütün bunları anlatır ve bu yüzden kimsenin onlara bir şey söylemediğini, her şeyi onlardan sakladıklarını söyler.

 

Mustafa Salman’dan o kadar korkmaktadır kibir gün gizlice babasından kalma nagant tabancayı alıp beline takar. Artık kendini güvende hissetmektedir. Birkaç arkadaşıyla birlikte adeta bir çete kurmuştur. Artık köyde olan en ufak bir şeyden bile anında haberi olmaktadır. Yukarı mahalleden Nuri, ırmak kıyısından Veli, iskele yöresinden Aşık Ali, cami ve kahve civarından da Kuş Memet sorumludur.

 

Mustafa babasının tabancasını almıştır almasına ama onu kullanmayı bilmemektedir. Kuş Memet’in babası Avcı Ali Çavuş’tan bu konuda ders almaya başlar.

 

Cemşit bir gün, gün yeni ışırken elinde Sultanoğlu’nun kellesiyle köye gelir. Sultanoğlu, Salman’ı öldürmesi için zero’nun tuttuğu adamlardan biridir. Eski bir eşkıyedır. Cemşit kelleyi getirip yanık ağaca asar. Sonra da orada toplanan köylüye Salman’ın söylediklerini anlatır: Bu kelle burada duracaktır. Onu kimse indirmeyecektir. Eğer indiren olursa köy başlarına yıkılacaktır. Cemşit bunları söyledikten sonra gider. O günden sonra kise evinden dışarı çıkmaz. Mustafa dışında…

 

Mustafa’nın korkusu yeniden kabarmıştır. Her gün yanık ağacın oraya gidip etrafına sinekler dolmuş kesik başa bakmaktadır. Sonra köyün diğer çocukları da ona katılır. Bir gün Mustafa kesik başı oradan indirir. Köy imamı ve diğer çocuklarla birlikte kesik başı gömerler.

 

Köye sakallı, atlı bir yabancı gelir. Köylüye Sultanoğlu’nu sorar. İmam da onun başını çocuklarla birlikte gömdüklerini söyler. Sakallı adam kesik başı mezarından çıkarttırır ve alır götürür. Gitmeden önce de köylüye Salman’ın kellesini Cemşit’ten yollayacağına söz verir.

 

İsmail ağa’nın kardeşi Hasan Ağa ailesini geçindiremediği için çok üzgündür. Yangından sonra ellerinde ne kalmışsa satıp ailesiyle memleketine göçmeye karar verir. Köyden birkaç kişi eşyaların alıcısı olur. Köyün bazı ileri gelenleri Hasan Ağa ile konuşup onu göçten caydırırlar. Avcı Ali Çavuş geçimlerini sağlamaları için onlara bir çözüm bulmuştur. Ali Çavuş’un verimli toprakları vardır ama çalışmayı sevmeyen biri olduğu için bu toprakları işlememektedir. Ali Çavuş buraları işlemelerini ve geliri paylaşmayı teklif eder. Hasan Ağa, Zero Hatun ve Hasan Ağa’nın karısı bu teklifi seve seve kabul ederler. Ellerinde kalan son parayla bu iş için bir araba ve bir çift at alırlar. Meteliğe kurşun attığı bilinen ailenin atla araba alması köyde yeni dedikodulara neden olur. Yine Salman’ı öldürme vaadiyle paralarını almaya çalışanlar kapılarını aşındırır.

 

Sipahioğulları’ndan Cabbar Bey bir sandık dolusu hediye ile İsmail Ağa konağına gelir. Amacı Zero ile evlenmektir. Zero’ya Salman’ı öldürme sözü verir. Ancak Zero Hatun bunu kabul etmeyerek hediyeleriyle birlikte Cabbar Bey’i geri çevirir. Zero’nun bu davranışı da köylü tarafından övgüyle karşılanır.

 

Konağa bir gün Eyüp adında biri gelir. Eyüp, Kulaksızoğlu Hazma Bey’in büyük sürülerinin baş çobanıdır. Sürüsüne Salman el koymuştur ve Eyüp’e de eziyet etmiştir. Eyüp, Zero Hatun’a o istese de istemese de Salman’ı öldüreceğini söyler. Ancak ondan yardım olarak biraz kurşun ve bir filinta ister. Hasan Ağa ve Zero’nun filinta alacak parası kalmamıştır. Tek çare olarak Eyüp’ü, İsmail Ağa’nın yakın arkadaşı olan Zalımoğlu eşkıyasına gönderirler.

 

Bu sıralarda Mustafa Emine’nin evinin etrafında gezinmektedir. Bunu fark eden Emine onu içeri alır. Ne istiyorsa pişirir, yedirir. Mustafa Emine’ye nasıl hitap edeceğini bilememektedir. Abla mı,yoksa teyze mi demelidir? Emine Mustafa’yı gönderirken ona: ”Zero Hatun ve diğerleri uyuyunca gel ve onlar uyanmadan da gidersin. ” der. Mustafa aynen böyle yapar. Emine ile birlikte uyurlar. Bu gizli gelişler günlerce devam eder. Mustafa Salman’ı da, kasik başları da, gitmeyi çok istediği Van’ı da unutur. Artık çok mutludur. Geceyi iple çekmektedir. Annesinin hiçbir şeyin farkında olmadığını düşünür ancak Zero Hatun her şeyin farkındadır. Hatta bir gün Mustafa’dan habersiz Dal Emine’nin evine gider. Emine bu durumdan tedirgin olur. Ama Zero Hatun ona teşekkür eder. Çünkü oğlu ona karasevda bağlamıştır ve bütün korkularını unutmuştur. Aslında Emine de Mustafa’ya karasevda bağlamıştır.

 

Emine’nin Arabistan’daki ailesi onu almaya geldiğinde Mustafa çok üzülür. Emine onlarla gitmeyip, Çukurova’da kalmak için elinden geleni yapmasına rağmen gitmek zorunda kalır. Zero Hatun ve Mustafa ile de vedalaşıp gider.

 

İsmail Ağa konağına yine bir misafir gelmiştir. Herkes onun da Salman’ı öldürmek için Zero’dan para isteyeceğini zanneder. O Salman’ın adamlarından biri olan Hilmi’dir. Hilmi’yi Sümbül Eşkıya yollamıştır. Sümbül Eşkıya da Slman’ın adamlarından biridir. Hilmi neden geldiğini Zero Hatun ve Mustafa’ya gizli bir şekilde anlatır. Bu Cuma Salman köye gelip Mustafa’yı ve ailesini öldürecektir. Zero Hatun’un evdekileri de alıp saklanması gerekmektedir. Bütün (bilgi yelpazesi.net) bunlar gizli konuşulmasına rağmen Cuma gün Salman’ın geleceği bütün köye yayılır. Avcı Ali Çavuş bütün aileyi kendi evinde saklar.

 

Salman köye gelir. Konakta kimseyi bulamaz. Sonra birden üzerine ateş edilmeye başlanır. Salman’ın adamları tek tek ölmüştür. Kendi de yaralanır. Ateşi açan İsmail Ağa’nın eski admı olan Sefer Eşlıya’dır. Salman’ı öldürdüğünü zanneder. Salman yaralı olarak kaçar.

 

Bu olaylardan sonra Mustafa bir akşam eve geldiğinde Eyüp’ü görür. Eyüp çok güzel giyinmiştir ve bir de filintası vardır. Eyüp Zalımoğlu’nu bulmuştur. O da arkadaşı İsmail Ağa için Eyüp’e ne istiyorsa vermiştir. Eyüp önünde sonunda Salman’ı öldürmeye kararlıdır. Eğer öldürmezse kendisi de yaşayamayacaktır. Salman’ı öldürmek üzere gider.

 

Köyde hayat normal bir şekilde devam etmeye başlar. Yine bir gün Cemşit elinde kesik bir başla köye gelir. Kesik baş Salman’ındır. Onu Eyüp öldürmüştür. Cemşit Salman’ın kellesini caminin kapısına asar. Oradan indirilmeyeceğini söyler. Bu Eyüp’ün emridir.

 

 

Salman’ın ölümünden sonra köyün bütün çocukları ortadan kaybolur. Bütün aramalara rağmen çocukları bulamazlar. Üçer beşer çocuklar geri döner. Tırtıl Yusuf, Kuş Memet ve Mustafa hariç… Onlar Düldül dağı’nın arkasında olduğunu düşündükleri ve orada daha mutlu olacaklarına inandıkları Van gölüne ulaşmak için ilerlemektedirler. Çünkü hayallerine orada ulaşacaklarını düşünmektedirler.

 

Eleştiri

 

Eser ele alınan hikaye bakımından çok başarılıdır, ancak gereksiz tekrarlara yer verilmesi okuyucuyu sıkmaktadır. Şahıs kadrosunun çok kalabalık olması da roman için olumsuz bir durumdur. Çünkü bu durum, olayın seyrinde önemli etkilere sahip kahramanlarda okuyucunun odaklanmasını zayıflatmaktadır. Ayrıca eserde uzun ve devrik cümlelere sıkça yer verilmesi de akıcılığı engellemektedir.



“ROMAN ÖZETLERİ ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

“KİTAP ÖZETLERİ ”
SAYFASINI GÖRMEK İSTERSENİZ

>>>TIKLAYIN<<<

“EĞİTİM ÖĞRETİM İLE İLGİLİ BELGELER ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

EKLEMEK İSTEDİKLERİNİZ VARSA AŞAĞIDAKİ "Yorum Yaz" kısmına ekleyebilirsiniz.


Yorumlar

..

9. **Yorum**
->Yorumu: şahane bir site burayı sevdimm 
->Yazan: Buse. Er 

8. **Yorum**
->Yorumu: SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM...
->Yazan: sıla

7. **Yorum**
->Yorumu: valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden yapiyorum.saolun mugladan sevgiler...:).
->Yazan: kara48500..

6. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim.
->Yazan: Tuncay.

5. **Yorum**
->Yorumu: ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. 
->Yazan: efe .

4. **Yorum**
->Yorumu: ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun 
->Yazan: rabia..

3. **Yorum**
->Yorumu: Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim 
->Yazan: pınar..

2. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel site canım ben hep her konuda bu siteyi kullanıyorum özellikle kullanıcı olmak zorunlu değil ve indirmek gerekmiyor
->Yazan: ESRA..

1. **Yorum**
->Yazan   : veysel
->Yorumu: gerçekten sizin eleştirinize katılıyorum ilk kitabı bitirdim 2. kitapda yarı oluyodu ,  ama kitap o kadar sıkıcı ki asıl konudan çok uzaklaşıyo artık daraldım ve internetten özetini okumaya karar verdim size de çok teşekkürler.

>>>YORUM YAZ<<<

Adınız:
Yorumunuz:


Yorumunuzda Silmek istediğiniz kelime veya cümle varsa kelimeyi fare ile seçin delete tuşuna basın....