Eğitim Öğretim İle İlgili Belgeler > Kitap Özetleri > Roman Özetleri

SUYUN ÖTE YANI ÖZET KİTAP ÖZETİ ROMAN ÖZETİ

 

Yazarı: FERİDE ÇİÇEKOĞLU

 

Konusu

 

Vatanınız neresidir? Hiçbir daha görmemecesine ayrıldınız mı ondan? “Suyun Öte Yanı”nda Ege denizinin ne yanında olduğunuzu zor kestirebileceğiniz bir vatana gideceksiniz.

 

Feride Çiçekoğlu 80’li yıllarda Ayvalık’ta Cunda adasında bir araya gelen bir çiftin gözlerinden Ege’nin acılı yıllarını anlatacak.

 

Nihal’le birlikte çayınızın şekeriniz karıştırdığınızı düşünmeye başladığınızda Girit’ten Türk topraklarına göç etmek zorunda bırakılan insanları, Ayvalık’ı, hem bu kıyıda hem suyun öte yanında kalan insanları, şarkıları, Girit’i, özlemivatanı duyacaksınız.

 

Hem Yunanistan’da hem Anadolu’da kendilerini yabancı buluveren, tutsak edilen insanların umudunu duyduğunuzda boynunuza iple bağlanmış buluverdiğiniz bir küçük keseciği sanki çekip alıvereceklermiş gibi bastıracaksınız göğsünüze.

 

Bir çırpıda tanıdığınız ve sanki öykü bittiğinde kopup ayrı kalacakmışsınız gibi hissettiğiniz bir düzine insan. Bir düzine vatan…

 

 

80 darbesinde tutuklanan ve tahliye edildiğinde sevdiği ile Ayvalık’a giden bir devrimciyle ve karşılaştıklarını anlatacak. Kendileri gibi bir insanı tanımalarının öyküsünü…

 

Yalnızca onun belkide acele ile unuttuğu bir kitabı eşiği ve şiiriyle…

 

Modern Odiseuslar ki onlar şarap rengi denize gözyaşlarını kattılar, suyun öte yanına yağmaya gitmediler. Özgürlük, barış ve dostluk istediler. Sevgiliden ayrı düştüler.

 

Bir kitaptan başlayan ve rüzgar gibi tüm Ege’yi dolaşan bir dostluk umut,özlem öyküsü, Suyun Öte Yanı.

 

Ana Fikri

 

Vatanınızdan uzak bir yere sürgün edildiğinizde, göç ettiğinizde veya göç ettirildiğinizde çeşitli nedenlerle yurdunuzdan yuvanızdan ayrı tutulduğunuzda onun yokluğunun sizin üzerinizde ne kadar büyük acılar bıraktığını; ama her şeye rağmen vatanınızı yani canınızın bir parçasını ne pahasına olursa olsun onu hiçbir şeye değişemeyeceğiniz anlarsınız ve onun özlemini, onun hasretini; aynı zamanda onun verdiği bu özlem ve acılardan vatan sevgisinden dolayı duyduğunuz mutluluğu tatmamanın huzuru içinde yaşarsınız; “Ora benim vatanım” dersiniz.

 

Olay

 

Ülkesinden Cunda’ya sürgün edilen iki genç; Nihal’le Ertan bu su motoru ile Cunda’ya giderler ve kalacak bir ev ararlar. Nihayetinde bir ev bulurlar, Sıdıka Hanımın evi burası.

 

Kadınla adamın gözleri el biçimi tokmağında buluşuyor. Kapıyı çalan kadın oluyor. Metalin metalle öpüşmesi aynaya çarpıp geri dönüyor, içeriden ses gelmiyor. Biraz bekleyip kapının aralık kanadını itiyor kadın. Çekinerek usulca giriyor mermer kaplı loş sofaya.

 

Çocukluğumun Yeşilköy öğle sonlarına adım atarcasına…

 

Yeşilköy’deki çocukluk yılları geliveriyor o an Nihal’in hatırına.

 

Mutfağın avluya açılan kapısında duraklıyor Nihal. Sanki gerçekten çocukluğu…

 

Yaşlı bir hanımı görüyor Nihal. Hemen çocukluğundaki teyzesini komşusunu anımsatıyor. Ama bu yaşlı hanım Sıdıka Hanım’dı. 70’ini geçkin. Açık renk gözlü, narin, ince hatlı. Yeni farkına varıyor kadınla adamın...

 

Soruyor Sıdıka Hanım:

 

- Buyrun iki kişilik kalacak ev mi arıyorsunuz?

 

Nihal:

 

- 5-6 gün belki de 1 hafta.

 

Sıdıka Hanım:

 

- Aşağıdaki küçük oda boştur yalnızca, ama iki gün sonra bir oda var yukarıda boşalacak.

 

“I” harfi yok Sıdıka Hanım’ın dilinde. Cümleler biraz devrik ve ancak karşısındaki anlamıyorsa arınmış rumcadan…

 

Mutfaktan geçiyorlar yeniden, sonra sofa ve Sıdıka Hanım kapısını açıyor alt odanın… Sıdıka Hanım geriye dönüp bakıyor:

- Burayı vermeyiz genelde. Ancak sıkışık durumlarda… Beğenmezseniz başka bir yer arayabilirsiniz yinede… Ama dedim ya: üstteki balkonlu oda boşalacak 2 gün sonra.

 

Sonra kenara çekilip yol veriyor. Önce Nihal giriyor sonra Ertan.

 

Cunda’da cereyan edip sürüyor olay. Artık onlar birbirinden ayrıldılar. Ertan buradan da Metris Cezaevine sürgün ediliyor. Nihal Sıdıka Hanım’ın yanında yalnızlığına terk ediliyor. Terk ediliyor terk edilmesine ama; yanında Sıdıka Hanım gibi yumuşak yürekli, sevecen bir yaşlı teyze var. Tabii bu arada Nihal karnında Ertan’ın bebeğini taşıyor. Aslında Nihal değil ki canım!

 

Zaman zaman Nihal’le dertleşen, ona içini dökmek isteyen Sıdıka Hanım’la yaşamaya başlıyor Nihal. Birde nenesiyle kıyaslaması var ya Nihal’in Sıdıka Hanım’ı…

 

Dalıp gidiyor Nihal. Ordaki olup bitenleri Yeşilköy’deki çocukluk yılları ile kıyaslıyor. Her şey ona çocukluk yıllarını anımsatıyor. Nihal kendi kendine hayaller kuruyor.

 

Günler günleri kovalaya dursun; artık Nihal o loş sofalı evde kendi başına yaşamaktadır. Ertan’ın yokluğu onu iyiden iyiye çıldırtmaktadır. Nihal doğum yapıyor, Ertan’dan Nazım adında bir oğlu oluyor; Küçük Nazım.

 

Arasıra Ertan’ı ziyaret etmek için Metris’e gidiyor. Arasıra da onunla telefon konuşması yapıyor ki: birinde telefon yarıda kesilmesin (bilgi yelpazesi.net) mi? Nihal bekliyor kulübenin başında Ertan bir daha arar diye. Fakat arayan Ertan değil, bir başkası başka bir kişiyi arıyor. Çok özlüyor Nihal Ertan’ı. Ertan’da karısını özlüyor. Çocuğunun sesini duymak istiyor.

 

Bir telefon görüşmesinde: “- Oğlan nasıl? Onuda getir bir kerecik sesini duyayım,çok özledim. ” deyişi; Ertan’ın oğluna ve karısına olan özleminin küçük bir bölümü olsa gerek.

 

Sıdıka Hanım’ın yokluğu da Nihal’i üzüyordu doğrusu. Nihal onların yokluğundan bunalmış olmalı ki; her şeyin intikamını onlardan almak istercesine hep onları suçluyor.

 

“- Ertan sen ceza evine düşmesen bunlar başıma gelmezdi. ” diyerek kendi kendine yakınıyordu. Ancak bütün bu olumsuz durumlara rağmen her ikisi de bütün zorluklardan kurtulmuş, artık kavuşuyorlar ve “- İyi ki yaşıyoruz, iyi ki sağlıklıyız, iyi ki varız. ”… Diyorlar ve mutlu sonla roman tamamlanıyor.

 

Bütün romanların sonunda beklenen sonuç bu olmaz mı? Ancak birçok romanda bu mutlu birliktelik olmaz ve sonu hep acı ve hüsranla biter.

 

Sonuç Ve Değerlendirme

 

Romanda aksedilen olayların okuyucuya sezdirilmemesi; içeriği bakımından konuların birbirini takip edemeyişi, okuyucunun romana bakış açısını olumsuz bir şekilde etkilemektedir.

 

Romanda geçen bazı yabancı dillerdeki kelime ve tertiplerin anlamlarının verilmesi, dil ve anlatımının akıcı bir üslup taşımaması, romanın okuyucu üzerinde fazla derin bir iz bırakmadığı kanısına varabiliriz.

 

Romanda geçen ana kahramanların vardıkları ana tema verdikleri mesajın okuyucuya sezdirilmemesi “Acaba burada ne demek istiyor?” sorusunu sorması romanın bir başka olumsuz yanıdır.

 

Romanda bazı bölümlerde, bazı dini terimlerin alaycı bir dille anlatılması romana olan ilgiyi çokta olumlu gösterdiğini söyleyemeyiz ki: Ertan’ın telefon görüşmesi yapacağında “Bismillah” terkibini alaycı bir dille söyleyerek; “Yine de dinden yırttık. ” ve benzeri ifadeleri üsteleyerek kullanması okuyucuya olumsuz duygular uyandırdığı inancındayım.

 

Ancak; romanda Ertan’la Nihal’in ayrı düşmelerine rağmen birbirlerine bağlı kalmaları vatanlarına duydukları, yüce sevgi ve özlemin romanın bazı bölümlerinde aktarılması; her şeyden daha önemlisi hiçbir romanda bulamadığımız mutlu bir birlikteliği ve mutlu bir sonu bu romanda buluşumuz, bu roman üzerinde yapabileceğimiz en güzel ve en olumlu bir eleştiri olsa gerek.

 

Roman’da söyleyeceğimiz bir başka olumlu eleştiri yönü ise; olayın geçtiği yerin özelliklerinin tasvir edilmeye çalışılmış olmasıdır. Ancak bu tasvirler yapılırken akıcı, etkili bir anlatım kullanılmış olsaydı; okuyucunun bu romandan daha çok tadı alacağı kanaatindeyim.

 

Romanda okuyucuyu olumsuz etkileyen bir başka yönde olayın canlı, akıcı ve etkili cümle, terkip ve tasvirlerin olay ve konuda daha çok mekan üzerine yapılmış olmasıdır.

 

Romandan çıkaracağımız ders; vartan topraklarından ayrı düşüp suyun öte yanına gitmiş olsak bile vatan sevgisini vatan özlemini vatan kokusunu oradan da hissedebiliriz.

 

Roman, anlatımında cümlelerin tamamlanmamış olması, gereksiz kelimeler kullanarak cümlelerin uzatılması, gereksiz yerlerde tekrar gruplarının ve tamlamaların aşırı kullanılması romanın konusunun akışını bozduğu yargısına varabiliriz.

 

Romanda Batı Trakya Türklerinin dil ve kültür özelliklerinin romanın her yanına yayılarak aktarılmış olması roman üzerinde yapacağımız olumlu eleştiri yönlerimizden biridir.



“ROMAN ÖZETLERİ ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

“KİTAP ÖZETLERİ ”
SAYFASINI GÖRMEK İSTERSENİZ

>>>TIKLAYIN<<<

“EĞİTİM ÖĞRETİM İLE İLGİLİ BELGELER ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

EKLEMEK İSTEDİKLERİNİZ VARSA AŞAĞIDAKİ "Yorum Yaz" kısmına ekleyebilirsiniz.


Yorumlar

..

9. **Yorum**
->Yorumu: şahane bir site burayı sevdimm 
->Yazan: Buse. Er 

8. **Yorum**
->Yorumu: SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM...
->Yazan: sıla

7. **Yorum**
->Yorumu: valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden yapiyorum.saolun mugladan sevgiler...:).
->Yazan: kara48500..

6. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim.
->Yazan: Tuncay.

5. **Yorum**
->Yorumu: ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. 
->Yazan: efe .

4. **Yorum**
->Yorumu: ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun 
->Yazan: rabia..

3. **Yorum**
->Yorumu: Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim 
->Yazan: pınar..

2. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel site canım ben hep her konuda bu siteyi kullanıyorum özellikle kullanıcı olmak zorunlu değil ve indirmek gerekmiyor
->Yazan: ESRA..

1. **Yorum**
->Yorumu: Burada muhteşem bilgiler var hepsi birbirinden güzel size de tavsiyeederim. 
->Yazan: Hasan Öğüt

>>>YORUM YAZ<<<

Adınız:
Yorumunuz:


Yorumunuzda Silmek istediğiniz kelime veya cümle varsa kelimeyi fare ile seçin delete tuşuna basın....