Eğitim Öğretim İle İlgili Belgeler > Kitap Özetleri > Roman Özetleri

YEZİDİN KIZI ÖZET KİTAP ÖZETİ ROMAN ÖZETİ

 

Yazarı: Refik Halid Karay

 

“Yezidin Kızı”, Refik Halid’in Suriye’den dönüşünden bir yıl sonra, 1939 yılında yazılmış. Belki de bu nedenle, öykünün geçtiği mekan olarak Suriye’nin Kuzeyini, Sincar dağlarını seçmiş yazar. Bölgede yaşayan Yezidi’ler ise, hem kendilerine özgü kültürleri, hem de giderek azalan nüfuslar ile, romana ayrı bir renk katıyorlar.

 

Fransa’da yaşayan bir Türk olan Hikmet Ali, atadan kalma köylerini ziyaret etmek için Marsilya’dan Suriye’ye giderken, gemide Kürtçe konuşan Arjantinli gizemli bir kadınla tanışır. Kadının Türkiye’yi de yakından izlediği çıkar ortaya. Öykü ilerledikçe, Zeliha’nın Yezidi kavminden olduğu, hatta Yezidin kızı olduğu iddiası, gizemi daha da arttırır.

 

Suriye çöllerinde, Sincar dağlarında gezip tozan, mekanın büyüleyici atmosferi altında büyük bir aşk yaşayan Hikmet Ali, Zeliha’nın yanındaki Asuri rahibinden gerçekleri öğrendiğinde –okuyucu ile birlikte- şaşkına döner. Zeliha, Hind denizlerine, Ali köyüne doru yola çıkarken, Ali, “Sincar dağlarındaki gönül çarpışmasından sakat” kalmıştır.

 

 

Refik Halid Karay’ın oryantalist bakışı, “Gurbet Hikayeleri”nde olduğu gibi, Arap ülkelerini ele aldığı bu romanında da kendisini gösteriyor. Ayrıca, sık sık dünya siyasetinden açılan bahislerle, Arap’ların Osmanlı’dan ayrılmasının onları nasıl bir felakete sürükleyeceğine ilişkin saptamalarda bulunuyor. Yazara göre, romanda gelenek ve görenekler anlatılırken iyice açığa çıkarılan “ilkel” inanışlarla- bu bölgede yaşayan halkların geri kalmışlığı, kendi başlarına medeniyete erişemeyeceklerini göstermektedir. Mesela, “Yezidi dinini, bildiğimiz bütün inançların Rus salatası” olarak aşağılamaktan hiç çekinmez.

 

Karay’ın Araplara yönelik “oryantalist” bakışı, kadınlar konusunda doğuludur. Onun tercih ettiği kadın; “erkeği memnunlukla karşılamayı bilen ve yüzünün sinirlenmemiş durgun, serin hatlarıyla onu rahata kavuşturmaya muvaffak olan sade kadın, eş ve kız kardeşi” olmalıdır”. Bu yönleri ile Karay, o dönemde Türk romanında yaygın olan Doğu-Batı karşıtlığını işleyen yazarlarla benzerlikler gösterir.

 

Türkiye’de etnik gurupların romana düzgün, tarafsız bir bakışla dahil edildiği örnekler azdır. Biraz Kürtler malzeme olmuştur öykülere. Ancak bu malzemeye daha dikkatli bakıldığında, çoğunun -benzer biçimde- Doğu'nun vahşi güzellikleri, otantik köy yaşamı üzerine olduğu görülecektir. Eğer romanda bir etnik gurup varsa, onun temsilini de mutlaka bir kadın karakter üstlenir.

 

Tanzimat romanının hoppa Hıristiyan kadın tiplemesi, romana aşkı katmak kaygısından doğmuştu. Popüler ve Tarihi romanlar bu tiplemeyi bir olmazsa olmaza dönüştürdüler. Güçlü ulusu erkeğin, zayıfı kadının temsil ettiği bu simgesel ırkçı aşağılama, Batı’nın sömürgeci edebiyatından beri sıklıkla kullanılan ve “beyaz” okuyucunun hem çok sevdiği, hem de inanmak istediği bir motiftir; Ulusların temsili karşı karşıya gelişinde, kadın erkeğin yüksek değerleri karşısında dayanamaz, isyanının ne kadar haksız olduğunu anlar ve teslim olur. Elbette saydığım bütün metinlerde de Doğu, egzotikvahşi, esrarlı ve güzel olarak resmedilen bir masal diyarıdır.

 

İş yalnızca bu simgesel ilişki ile bitmiyor Türk romanında. Birçok metinde ırkçı aşağılama sırıtırken, bazılarında geleneksel bölünme paranoyasının, Kürt-Ermeni “birlikteliğinin” izleri sürüyor. "Yezidin Kızı" romanında, "Ermeni ve Kürt istiklal komitelerini de buna eklersek, Suriye her türlü düşman hareketlerine müsait geniş bir meydandı" diyerek bir taşla üç kuş vuran yazar,

 

Yezid kızını övme nedeni olarak "konuştuğu Kürtçe’ye aykırı düşen garplı oturuşunu" gösterirken, sanki vahşi bir yaratıktan söz etmektedir. Yine aynı romanda, Şeyh Sait ve Ağrı isyanları, "İngiliz yüzbaşısı Mod-Fold'un yedi sene evvel Bağdat'ta Kürt ve Ermenilerden bazılarını toplayarak" kurduğu cemiyetin kışkırtıcı faaliyetlerinin sonucu olarak değerlendirilir.

 

Romanın Özeti

 

Hikmet Ali geçirdiği hayatın bezginliğini duyduğundan, her gün gördüğü insanlardan ve her gün yaptığı aynı işlerden sıkılmış ve seyahate çıkmıştır.

 

Hikmet Ali bu seyahatini vapur ile yapmaktadır. Bu kez seyahate yalnız çıkar. Güvertede tek başına manzarayı izlerken genç ve güzel bir kadın ilgisini çeker. Kadın Hikmet Ali’yi çok etkiler. Kadını dikkatle incelerken merdiven başında acayip bir tip belirir. İri yapılı, sakallı, tıknaz, omuzlu vücudu, ne olduğu birden anlaşılmayan bol elbiseli bir adam.

 

Bu adam, o güzel kadının önüne hürmetle gelir ve hafifçe başını eğer. Elleri namazdaymış gibi göbeğindedir. Kadına İspanyol gazetesi verir. Biraz konuşurlar. Adam güzel kadının yanından ayrılırken aralarındaki Kürtçe konuşmayı Hikmet Ali duyar ve buna çok şaşırır. Şaşkınlığının sebebi ilk başta İspanyol gazetesi okuyan bu güzel kadının daha sonra Kürtçe konuşmasıdır.

 

Bu olaydan sonra o kadın Hikmet Ali’nin daha çok dikkatini çeker. Hikmet Ali o kadın hakkında daha çok bilgi edinmek için eskiden tanışmışlığı olan vapur komiserine başvurur. Vapur komiserinden isminin Zeli del Yezdi, ülkesinin ise Arjantin olduğunu öğrenir. Ayrıca Doğuya (Suriye) seyahat ettiğini de öğrenir.

 

Daha sonra Hikmet Ali bu vapur komiserinin aracılığı ile Zeli ile tanışır. İlk konuşmalarda Zeli’nin çok bilgili, kültürlü biri olduğunu anlar. Ayrıca Türkiye hakkında da çok derin bilgilerinin olduğunu görür.

 

Hikmet Ali daha sonraki konuşmalarda Zeli’nin önemli bir amaç için Suriye’ye gittiğini anlar. Bunu Zeli’den de duyar. Bu amacı Zeli üstü kapalı bir şekilde “azınlıkların yok edilmesini engellemek” olarak ifade eder. Hikmet Ali bu konuşmalardan sonra Zeli’yi çok gizemli bulur. Ona karşı olan ilgisi daha da artar. Hikmet Ali bu kadına karşı olan hisleri kabarmıştır. Vapurda günler çabuk geçer. Hikmet Ali Zeli ile son günlerini geçirmektedir, Zeli ile konuşur ve onunla görüşmek istediğini söyler. Zeli de ona bu konuda söz verir. “Sizinle mutlaka görüşeceğiz, köyünüzde oturup benden bir haber bekleyiniz” der.

 

Hikmet Ali köyünde Zeli’den haber bekleyerek günlerini geçirir. Aradan epey bir zaman geçmiştir. Nihayet Zeli Hikmet Ali ile görüşmek için ona bir araba göndermiştir. Onu almaya gelen Zeli’nin adamları Hikmet Ali’ye “Züleyha Hanım Palmir’de sizinle görüşmek için bekliyor” der. Hikmet Ali kendisini almaya gelen adamın Zeli’ye Züleyha diye hitap etmesi dikkatini çeker. Uzun bir yolculuğun ardından Hikmet Ali Palmir’de Zeli ile buluşur.

 

Buluştuktan sonraki konuşmaların birinde Zeli Hikmet Ali’ye kendisinin Yezidi olduğunu söyler. Hatta o topluma adını veren büyük Yezid’in kızı olduğunu söyler. Ardından kendi toplumunu kurtarmaya memur olduğunu ekler. Hikmet Ali vapurda bahsettiği azınlığın Yezidiler olduğunu anlar. Bu durum karşısında çok ama çok şaşırır.

 

Hikmet Ali Zeli’ye kendisine burada neden Züleyha denildiğini ve mezhebinin asıl merkezinin Yakın Doğu olmasına rağmen neden Arjantin’e gittiğini söyler.

 

Zeli bu soruları cevaplar. Yezidiliğin kanlı tarihini anlatır. Çıkan karışıklıklar sırasında babasının dinini yani Yezidiliği rahatça yaşayabileceği bir yer olan Arjantin’i seçtiğini söyler. İsminin ilk başta Züleyha olduğunu oradan Zuluh daha sonra İspanyolcalaştırılarak Zeli şeklini aldığını söyler.

 

Hikmet Ali vapurda gördüğü o sakallı ilginç adamın adının Şeyh Şemun olduğunu öğrenir. Bir nevi Zeli’nin uşağıdır.

 

Daha sonraları Zeli Hikmet Ali’ye Yezidiliği anlatır. Diğer dinlerle olan benzerlik ve farklılıklarını anlatır. Kendisinin Yezidin kızı olduğunu yineler. “Bir gün Yezidin Tanrısal ışığı ile hamile kalıp sonra yavrum da gene Yezid belirecek” der.

 

İlerleyen zamanlarda Zeli Hikmet Ali’ye planlarını anlatır. Planın milletine kurtarmak ve korumak olduğunu söyler. Projenin ana hattını (bilgi yelpazesi.net) ise Irak, Suriye ve Türkiye de yerleşmiş bulunan cemaatinin Kafkasya’da ve Hindistan’daki kollarıyla birlikte bir araya toplamak ve onlara modern ve güvenli bir yurt kurmak. Öncelikle hedefi Sincar’dakilerdir.

 

Yurt olarak ise Arjantin’in hiç uygun olmadığını belirtir. Çünkü yol sorunu ve oradaki göçmen yasaları buna uygun değildir. Suriye’yi de uygun görmez. Irak ise siyasi anlamda çok karışıktır. Zeli Türkiye’ye sıcak bakar. Anadolu’nun doğu illerinin nüfusa ihtiyacı olduğunu bilir bunun için tanınacak ilk fırsatta milletine buralara yerleştirmeyi düşünür. Daha sonra diğerlerini Anadolu’nun değişik yerlerine yerleştirmeyi düşünür.

 

Hikmet Ali Zeli ile değişik ziyaret ve gezintiler yapar. Bu gittikleri yerlerde kendini çok şanlı hisseder. Çünkü Zeli gibi çok güzel bir kadınla beraberdir.

 

Hikmet Ali Zeli ile Sincar’a gitmek üzere yola çıkar. Şeyh Şemun da şöförleridir. Yolculuk uzun sürer. Bu yolculuk sırasında araba bozulur. Şeyh Şemun yardım bulmaya gider. Zeli ve Hikmet Ali arabada tek başlarına kalırlar. Hikmet Ali bu durumdan hem çok memnun hem de çok rahatsızdır.

 

Uzun bir yolculuktan sonra Sincar’a varırlar. Burada ikili gezintiler çıkarlar. Bu gezintiler sırasında ikisi de birbirine alışırlar. Hikmet Ali Zeli’ye özel hayatı ile ilgili merak ettiklerini sorar. Zeli’de cevaplar. Zeli hayatında hiç ciddi bir ilişki yaşamadığını anlatır. Hikmet Ali bu konuşmalar sırasında Zeli’ye karşı beslediği duyguları imalı bir şekilde ifade eder.

 

Hikmet Ali bir gün öğle yemeğini yedikten sonra odasına çekilir, içerden manzarayı seyrederken Şeyh Şemun kapıyı çalmadan içeri girer. Kanepeye oturur. Konuşmaya başlar. “Zeli’nin size anlattığı ne varsa, yurt kurmak, Yezidin kızı olmak, Züleyha hepsi, her şey bir çılgınlık hülyasıdır; Zeli zararsız bir delidir. Ben onun kocasıyım, babası değil” der. Hikmet Ali bu sözlerden sonra donup kalır. Bu gerçeklere inanmak istemez.

 

Hikmet Ali bunları duyduktan sonra Zeli’den ayrılmak istememesine karşı ayrılmak zorunda olduğunu bilir. Bu olaydan sonra Zeli ile yine gezintilere çıkarlar. Bu önemli konuyu Zeli ile konuşmak ve ayrılmak istediğini söylemek ister. Bu onun için o kadar basit olmaz. En sonunda bu konuyu Zeli’ye açar. Zeli Hikmet Ali’den ayrılmak istemediğini defalarca söyler. Kendisinin hiç ayrılmak istemediğini belirtir. Bunu birçok kez söyler. Ama bütün bunlar boşunadır. Hikmet Ali bu aşkın sonunun olmadığını bilir.

 

Zeli artık Sincar’dan ayrılacaktır. Şeyh Şemun’u Sincar’da kalmasını emreder. Hikmet Ali’de Şemun ile birlikte Sincar’da kalır. Hikmet Ali Sincar’daki aşk çarpışmasından yaralı olarak döner.

 

Değerlendirme

 

Roman kısa olmasına karşın içinde bizim için çok önemli bilgiler vardır. Ders çıkaracağımız olaylar da bir hayli fazla. Romanın bazı bölümleri okuru sıkabiliyor. Bu bence üsluptan kaynaklanıyor. Ama şu da bir gerçek ki Refik Halit üslup bakımından çok iyidir.

 

Ayrıca Refik Halit tasvirlerde özellikle dış tasvirlerde ve benzetmelerde çok başarılı. Bütün bunları göz önüne alacak olursak okunması gereken bir roman olduğunu çıkarabiliriz.



“ROMAN ÖZETLERİ ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

“KİTAP ÖZETLERİ ”
SAYFASINI GÖRMEK İSTERSENİZ

>>>TIKLAYIN<<<

“EĞİTİM ÖĞRETİM İLE İLGİLİ BELGELER ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

EKLEMEK İSTEDİKLERİNİZ VARSA AŞAĞIDAKİ "Yorum Yaz" kısmına ekleyebilirsiniz.


Yorumlar

..

9. **Yorum**
->Yorumu: şahane bir site burayı sevdimm 
->Yazan: Buse. Er 

8. **Yorum**
->Yorumu: SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM...
->Yazan: sıla

7. **Yorum**
->Yorumu: valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden yapiyorum.saolun mugladan sevgiler...:).
->Yazan: kara48500..

6. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim.
->Yazan: Tuncay.

5. **Yorum**
->Yorumu: ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. 
->Yazan: efe .

4. **Yorum**
->Yorumu: ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun 
->Yazan: rabia..

3. **Yorum**
->Yorumu: Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim 
->Yazan: pınar..

2. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel site canım ben hep her konuda bu siteyi kullanıyorum özellikle kullanıcı olmak zorunlu değil ve indirmek gerekmiyor
->Yazan: ESRA..

1. **Yorum**
->Yorumu: Burada muhteşem bilgiler var hepsi birbirinden güzel size de tavsiyeederim. 
->Yazan: Hasan Öğüt

>>>YORUM YAZ<<<

Adınız:
Yorumunuz:


Yorumunuzda Silmek istediğiniz kelime veya cümle varsa kelimeyi fare ile seçin
ve
delete tuşuna basın...

 


 E Mail
(Zorunlu Değil):