Eğitim Öğretim İle İlgili Belgeler > Yazarların Şairlerin Hayatı Kitapları Eserleri

ABDULLAH ZİYA KOZANOĞLU’NUN HAYATI, KİTAPLARI, SANATI, ESERLERİ, EDEBİ KİŞİLİĞİ (YAZARLARIN VE ŞAİRLERİN HAYATLARI, KİTAPLARI)

 

Soyadı Kanunundan beri çoklarımızın Kozanoğlu diye çağırmaktan hoşlandığımız Abdullah Ziya, eski Rumi takvimle 1321 yılının ocak ayının üçüncü günü Beşiktaş’ta doğdu. Bu tarih bugün 1906 ocak ayının 16. gününe ve Zodiyak takvimine göre oğlak burcuna uyar.

 

 

Onu anlatmaya boyundan, romancılığı kadar ünlü olan boyundan başlamalıyız. Boy 1. 86 metredir. Ve kilosu da yüzün üstündedir. Sesinin gürlüğü ile bilinen Davut Peygamberi mezarından fırlatacak kadar dik olan sesi ile, kavga ediyormuş gibi lakırdıları soluk almadan sıralar ve arada bir kelime parçalarını da yutuverdiğinden, Kozanoğlu’nu anlamak o kadar kolay olmaz.

 

Madde dışı olan iç alem ile manevi değerlerini anlamak için eserlerindeki kahramanlara bakmak en doğru yoldur. Otsukarcı gibi dikkafalı, savcı bey gibi arkadaşlarının hayatını kurtarma yolunda kendi gözlerini verecek kadar fedakar, Turgut reis gibi alayis ve gösterişten kaçarak minnet etmeyen bir karakter... Fakat Sarı Benizli Adam gibi ne de bulunduğu yere  ve yükseldiği mevkie hatta doğduğu kasabaya bağlanabilecek kadar vefalıdır.

 

O, her güzel şeyi sever ve karşılık olarak kendi sevgisinin sıcaklığını ve kuvvetini bekler. Öylesine bekler ve sevilmeye o kadar önem verir ki bu sevgi bir an içinde olsa eksilmiş görünce bir çocuk gibi kırılır, küser ve kaçar.

 

Kozanoğlu ilk öğrenimini Nişantaşı ve Terakki, orta öğrenimini Gazi Osmanpaşa’da yaptı, oradan da Kabataş Lisesi’ne geçti. Yüksek öğrenimini Mühendis Mekteb-i Alisi ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde yaptı.

 

Daha ilk okulda iken ilerde nasıl bir aksiyon adamı olacağını göstermiştir. Gazi Osman Paşa Ortaokulu’nda  bir öğrenci ayaklanmasına ön ayak olduğu için haftalarca izinsiz kalmış ve derslerinde kırık hiçbir notu olmadığı halde, bu gibi serkeşlikleri yüzünden okul idaresi “Bir çıkıp gitse de  başımızı dinlesek” diye kendisinden usanmış, karnesinin ahlak notunu sıfıra kadar indirmiştir.

 

Mühendis Mekteb-i Alisi’nde iken de o zamanlar Mekteb-i Ali ve Darülfünun denilen yüksek okullar talebe birliğini kurmak istemiş, bu arada 600 kişilik bir öğrenci grubu  kendi emirlerine vapur verilmediği için Büyükada’ya bayrağını çekmişler ve vapuru kaldırmışlar. Mühendis Mektebi temsilcisi Abdullah Ziya bu olaydan sorumlu sayılarak sorguya çekilmiş. Uzun didişmeler sonucunda bekar yatılı okuduğu okulun kapısından omuzun da yatağı ve kitapları, çıkmak zorunda kalmış. Çıkarken de yaşlı gözleri ile arkasına baktığı zaman kendileri adına uğraştığı arkadaşlarından hiç  birini bulamamıştı. Bir daha iki yıl onu bu okuldan hiçbir arkadaşı aramayacaktır.

 

Mühendis Mekteb-i Alisi’nden, beşinci sınıfa kadar gelmişken böylece ayrıldıktan sonra Güzel Sanatlar Akedemisinin Mimarlık bölümüne girdi. Burada öğrenci iken baba, akraba, eş dost, arkadaş yardımından uzak, hayatını gazetelere roman yazıp, resim yaparak kazandı. O bu ağır şartlar altında Akademiyi- rekor denilecek kısa bir zaman- iki yılda ve birincilikle bitirdi. Avrupa müsabakasını kazandı. Böylece parlak bir sonuç alan Abdullah Ziya’nın dönüp eski Mühendis Mektebi arkadaşlarına nasıl davranacağını merak ederseniz onun bu davranışını da gene Ziya tarafından yaratılmış olan Battal Gazi’nin portresinde bulursunuz.

 

Yazar ve mimar olmasaydınız ne olmak isterdiniz? diye kendisine sorulunca Kozanoğlu: Her şey  olmak isterdim, diyor. Asker olmama babam, ressam olmama Tahsin Demiray, politikacı olmama Milli Talebe Birliği olaylarından sonra Mühendis Mektebindeki hocam Mustafa Salim(İttihat ve Terakki veznedarı Çolak Selim) engel oldular.

 

Hocam, bir daha politika ve cemiyet işleriyle uğraşmayacağıma yemin ettirdi. Bunca engeli aşarak ben nasıl yazar ve inşaat müteahhidi oldum, hala şaşarım. Akademide arkadaşlar “Ressam olamadın, mimar olamadın, kör olası Ziya, adam olmadın!” diye benimle alay ederlerdi. Belki de bu alayların etkisi altında kalmış olacağım.

 

İlk yazısı 14 yaşında iken Bizim Mecmua’da çıktı. Bu, Şairle Ekmekçi adlı bir manzume idi. İki buçuk lira yazar hakkı almasına rağmen, kendi yazdığı manzumenin etkisi altında kalmış olacak ki, Abdullah Ziya’nın şairliği de yarım kaldı.

 

İlk romanı Kızıl Tuğ’u Resimli Mecmua’nın kapağına yaptığı bir resmi değerlendirmek için kendisiyle alay eden yazarlara kızarak yazdı. En beğendiği romanları, Battal Gazi Destanı ve Kızıl Kadırga’dır. “Okuyucu benim gibi düşünmüyor” der. Kızıl Tuğ’u beğeniyor. Okuyucular beğendikçe de Kızıl Tuğ baskı sayısında rekoru elde tutuyor. “Bir roman yazmak için en azından yüz kitap okurum. Bilgisiz, yalnız hayal gücü ile yazar olunmaz” diyor.

 

Onu bildik bileli Beşiktaş kulübü ile ilgilidir. Beşiktaş’ın maçlarına yetişebilmek için tren, uçak, otomobil demez, iki eli kanda olsa koşar gelir. Bu merakın ne zaman başladığını sorduk. “Ay, bilmiyor musun?” diye celallendi. On altı yaşıma kadar başıboş, dağlarda gezdim. Hiçbir spor yapmadım. On yedi yaşımda futbola Gazi Osmanpaşa mektebinde başladım. Bizim takım olduğu gibi Beşiktaş kulübüne geçtiği zaman ben Mühendis Mektebinde okuyor (bilgi yelpazesi.net) ve yazarlıkla ressamlığı da boş vakitlerimde yapıyordum. Mühendis Mektebinde voleybol, boks ve tenisle uğraştım. Bir zamanlar kaptanlığını da yaptığım takım her sene Türkiye şampiyonluğunu elinde tuttu. Şimdi yalnız deniz ve otomobil sporları ile yetiniyorum.

 

Kendisinin Beşiktaş’ın altın devrinde kulübün reisi olduğunu biliyorduk. Hangi seneler Beşiktaş’a reis oldunuz? diye sorunca, gözleri doldu. “Evet, dedi, spor aşkı bizi kulüp idareciliğine kadar düşürdü. 1940’tan 1950’ye kadar Beşiktaşlılar bana reislik şerefini verdiler. ” Ya sonraki uğraşlarınız? Diye sorduk. “Onlar spor kulüplerini, daha doğrusu toplumu içinde yuvarlandığı uçurumdan çıkarabiliriz düşüncesiyle girişilen çabalardı. Gerçek olarak spor kulüpleri de büyük politik toplumlara ayak uyduruyor. Kurtuluş umudu olmadığını görerek izzet ü ikbal ile çekildik. ”

 

Gece hayatını sevmiyor. Saat yirmide yatar, saat altıda kalkar. Tiyatroyu, sinemayı sever. Ama matinelere gider. Bu arada bir arkadaşının aklına uyarak Arena tiyatrosunu yapmış ve iyi işlemediğini görünce de başına geçerek İstanbul’un en değerli tiyatrosu, bir sanat mabedi haline girmesini sağlamıştır.

 

18 yaşında gazete ressamı; 19 yaşında yazar olan Abdullah Ziya, 24 yaşında Adana Belediyesi Fen İşleri Müdürü, 25 yaşında Maarif Vekaleti İnşaat Kontrol Şefi olmuş. Bu kadar genç yaşta böylesine hızla ilerlediği memuriyet yatında kalacağını umarken onun kıymet ve kabiliyetini iyi tanıyan bir dostunun öğütlerinin etkisi altında, bir gün, önünde açılan parlak memuriyet yolunu bırakıp serbest meslek hayatına atıldı. Kısa bir zamanda memleketin en büyük inşaatçılarından biri oldu.

 

Bugünkü görünüşünü ile onu alabildiğine faal bir hayatın ortasında yükselmiş görüyoruz. Sporcu, ressam, yazar, mimar, mühendis, müteahhit, kulüp reisi, organizatör olarak bir piramit gibi yükselen kişiliğinin henüz zirvesine varmış değildir. Bizim dostumuz bu değerlerine yenilerini katacak kadar gençtir ve kudrete sahiptir.

 

Abdullah Ziya Kozanoğlu, 19 mart 1966 tarihinde vefat etti.

 

ROMANLARI:

 

PATRONALILAR: Lale devrinin ve Patronalılar ihtilalinin hikayesidir.

 

KIZIL KADIRGA: Türk korsanlarının başına musallat olan, bayrağı belirsiz, Kızıl Kadırga adlı geminin, büyük Türk denizcisi Sencivanoğlu’nun yeğeni Sancak’tır. Cafer tarafından yakılışının ve Kıbrıs’ın alınışının hikayesidir.

 

TÜRK KORSANLARI: Barbaros Kardeşler ve Turgut Reis’in Akdeniz’deki  savaşlarını anlatır. Serinin en büyük ve en beğenilen kitabıdır.

 

GÜLTEKİN: Orhun barkı kahramanının Türk Ulusu’nu esaretten kurtarışını anlatır.

 

ARENA KRALİÇESİ: Bizans ve Osmanlı tarihinde At meydanı ihtilalleri diye anılan kanlı olaylardan birincisi olan Nika ihtilalini ve Hipodromdaki Arena’da bir ayı oynatıcısının kızı olan Kraliçe Teodara’nın hayatını anlatır.

 

KOLSUZ KAHRAMAN: Büyük Türk Romanlarının en popüler ve en heyecanlı kitabıdır.

 

SENCİVANOĞLU: Türk korsanlarının Afrika’da kaybolan arkadaşlarını arayışlarının hikayesidir.

 

KIZIL TUĞ: Kozanoğlu’nun ilk eseridir. Üç yabancı dile çevrilmiş, filme de alınmıştır.

 

SARI BENİZLİ ADAM: Düzme Mustafa diye iftiraya uğrayan Yıldırım Beyazıt’ın oğlunun hikayesidir.

 

FETİH FENERİ: İstanbul’un alınışının hikayesidir.

 

SEYİT ALİ REİS: Türk korsanlarının Hint Denizi’nde Portekizli’lerle savaşlarının hikayesidir.

 

BATTAL GAZİ DESTANI: Halk kahramanlarının kendi milletlerine nasıl takdim edileceklerini belirten bu eser, Kozanoğlu’nun en beğenilen kitabıdır.

 

ATLI HAN: Büyük Türk Hakanı Atilla’nın hayat hikayesidir.

 

KUBİLAY HAN’IN GELİNİ: Kubilay Han’dan yeğeni Argon Han’a gelin getirmek için Horasan’dan Pekin şehrine gidip geri dönen Timur Barak Han ile yoldaşları Er meni Prensi Hayık ve ünlü Venedik gezgini Marko Polo’nun hikayesidir.

 

SAVCI BEY: Türk şehzadelerinin Bizans’taki uğraşlarının hikayesi.

 

MALKOÇOĞLU: Türklerin Avrupa’ya yaptıkları akınların ve akıncıların hikayesidir. Birinci Viyana Kuşatması’nı anlatır.

 

DAĞLAR DELİSİ: Saray adamlarının Anadolu halkını Celali adı altında, eşkıya sayarak, nasıl yok etmeye uğraştıklarını ve Yeniçeri isyanlarını anlatır.

 

HİLAL VE HAÇ: Haçlı seferlerinin en önemlisi olan Aslan Yürekli Rişar ile Frederlik Barbaros’un Selahaddin Eyyubi ile uğraşlarını anlatır.









“YAZARLARIN ŞAİRLERİN HAYATI KİTAPLARI ESERLERİ ”
SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

“KİTAP ÖZETLERİ ” SAYFASINI GÖRMEK İSTERSENİZ

>>>TIKLAYIN<<<

“EĞİTİM ÖĞRETİM İLE İLGİLİ BELGELER ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN

>>>TIKLAYIN<<<

EKLEMEK İSTEDİKLERİNİZ VARSA AŞAĞIDAKİ "Yorum Yaz" kısmına ekleyebilirsiniz.


Yorumlar

.....

10. **Yorum**
->Yorumu: Kitap okumayı onunla sevdim.Türk tarihini bizim kuşağımıza o öğretti.Ne yazık ki birkaç kuşak onu tanımıyor.Çok üzgünüm.
->Yazan: Ali Temel

9. **Yorum**
->Yorumu: şahane bir site burayı sevdimm 
->Yazan: Buse. Er 

8. **Yorum**
->Yorumu: SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM...
->Yazan: sıla

7. **Yorum**
->Yorumu: valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden yapiyorum.saolun mugladan sevgiler...:).
->Yazan: kara48500..

6. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim.
->Yazan: Tuncay.

5. **Yorum**
->Yorumu: ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. 
->Yazan: efe .

4. **Yorum**
->Yorumu: ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun 
->Yazan: rabia..

3. **Yorum**
->Yorumu: Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim 
->Yazan: pınar..

2. **Yorum**
->Yorumu: çok güzel site canım ben hep her konuda bu siteyi kullanıyorum özellikle kullanıcı olmak zorunlu değil ve indirmek gerekmiyor
->Yazan: ESRA..

1. **Yorum**
->Yorumu: Burada muhteşem bilgiler var hepsi birbirinden güzel size de tavsiyeederim. 
->Yazan: Hasan Öğüt.

>>>YORUM YAZ<<<

Adınız:
Yorumunuz:


Yorumunuzda Silmek istediğiniz kelime veya cümle varsa kelimeyi fare ile seçin
ve
delete tuşuna basın...

 


 E Mail
(Zorunlu Değil):